2. Abdülhamit (Sultan Han)

5 Ekim 2014 tarihinde tarafından eklendi.

ABDÜLHAMÎD II (Sultan, Han) (İstanbul 1842 – İstanbul 1918)
Osmanoğulları’ndan gelen 36. padişah ve 26. halîfe (1876-1909). I. Abdülmecîd‘in (1839-1861) 2. oğludur. Annesi Tîr-i Müjgan Kadın Efendi, o çocukken ölmüş ve üvey annesi Perestu Kadın Efendi tarafından büyütülmüştür ki, padişah olunca onu valide sultan ilan etmiştir. Ağabeyi V. Murad’ın 3 aylık saltanatından sonra, geçici deliliği sebebiyle tahttan indirilmesi üzerine 21 Eylül 1876′ da hakan ve halife ilan edildi. Olağanüstü krizli bir devreydi. 3 ay içinde ar darda iki padişah tahttan indirilmiş ve dış güçler, bilhassa Rusya, esasen tesirleri olan bu durumdan faydalanmayı politikalarının temeli yapmışlardı.

II. Abdülhamîd‘in nüfuzu azdı. Bütün nüfuz, iki padişahı tahttan indirenlerin elindeydi ki, en ünlüleri, Midhat Paşa idi. 23 Aralık 1876‘da Meşrutiyet’i ilan eden Midhat Paşa ve taraftarları, taçlı demokrasiyi kurdukları iddiasıyla mağrurdular. 20 Ocak 1877’de İstanbul’da Tersane konferansının başarısız ve neticesiz dağılmasındaki tehlikeyi göremediler. Büyük devletler temsilcilerinin katıldıkları bu konferans, Türk ve Rus imparatorlukları arasındaki anlaşmazlıkları çözememişti. II. Abdülhamîd, Midhat Paşa‘nın kendisine daha fazla hükmetmesine izin vermedi, onu Türkiye dışına çıkarttı. (5 Şubat 1877).

Milletvekilleri “Meclis-i Mebusan”adıyla, Midhat Paşa‘sız toplandılar.(19 Mart 1877). Fakat savaşın bütün tohumları atılmıştı. Padişahın savaşı istememesine rağmen, Rusya ile harb başladı (24 Nisan 1877) ki tarihimizde “93 Harbi” diye meşhurdur, (bk. 93 Harbi ve Plevne Muharebeleri.) Savaş Türkiye için yıkımla bitti. Edirne Mütârekesi imzalandı(31 Ocak 1878). II. Abdülhamid, Meclisi Mebusan’ı süresiz kapattı ve I. Meşrutiyet, sona erdi.(13 Şubat 1878). Fakat “kanuni esasi” denen anayasa, yürürlükteydi. Ancak padişah, bütün idareyi ele almıştı.

İşte II. Abdülhamîd’in 13 Şubat 1878’de başlıyan bu şahsî idare dönemi 1908’de II. Meşrutiyetin ilanına kadar devam etti ki, “İstibdad Devri” denir. Ali Suâvî’nin V. Murâd’ı tekrar tahta geçirmek için yaptığı dışa bağlı karanlık darbenin bastırılmasından (20 Mayıs 1878) sonra en mühim mes’ele, Rusya ile sulh idi. Ayastefanos Anlaşması (3 Mart 1878), Berlin Muahedesi (13 Temmuz 1878) ile değiştirildi. Bu sayede imparatorluk, daha az kayba uğruyordu. Ancak Kıbrıs’ın idaresi, İngiltere’ye bırakıldı(4 Haziran 1878).

abd sultan abdulhamid II

abd sultan abdulhamid II

Sultan Aziz devrinin büyük borçlarına eklenen Rus savaşı tazminatı,Türkiye’nin bütçesini altüst etti. “Düyun-ı Umûmiyye” denen kuruluşla (20 Aralık 1881), İngiltere ve Fransa’nın alacakları için belirli vergiler ayrıldı. Devletin dış borçlarının yarıdan fazlası silindi. İçeride güvenliği ve dışarıda barışı sağlayan II. Abdülhamid Han,Yıldız Mahkemesi’ni kurarak (27 Haziran -28 Temmuz 1881) amcası Sultan Abdülaziz‘in katillerini, başta Midhat Paşa olmak üzere, mahkum ettirdi. İmparatorlukta Ermeniler’in ayaklanmaları (1895-96) bastırıldı. II. Abdülhamid, Berlin Anlaşmasının Doğu Anadolu’da iç işlerinde otonom bir Ermenistan kurulmasını ima eden maddesini asla yürürlüğe koymadı. Makedonya ihtilali (1902-3) daha kanlı geçti.

Bulgar ihtilalciler, alt edildi. “Bomba Olayı” denen 21 Temmuz 1905 sûikasdinde Ermeniler, Abdülhamîd Han’ı öldürmek istedilerse de, başaramadılar. Dış politikaya gelince, Fransa, Tunus eyaletini işgal etti.(12 Mayıs 1881). Berlin Anlaşması hükümlerine göre Tesalya, Padişah’ın bir kaç yıl savsaklamasına rağmen sonunda Yunanistan’a bırakıldı.(2 Temmuz 1881). İngiltere, Mısır’ı işgal etti.(15 Eylül 1882). Mısır Eyâletinde Osmanlı idâresinin yanında, İngiliz askerî işgali ile ikili idare, 1914 sonuna kadar devam etti. Bu devirde İngiltere, Rusya’nın yerini alarak, Osmanlı İmparatorluğu’nun ve Padişah’ın en büyük düşmanı haline geldi. Osmanlı devletine bağlı Bulgaristan Prensliği ile Doğu Rumeli Eyâleti birleşti.(18 Eylül 1885).

Girit ve Epir eyaletlerinde devamlı Yunan tahrikleri sonunda Yunanistan’a harb açıldı.(18 Nisan -20 Mayıs 1897). Yunanistan yıldırım harbiyle ezildi. Batılı sömürgeci devletlerin politikalarını gittikçe azgınlaştırdıkları bu dönemde, bir alacak meselesi yüzünden Fransa’nın geçici olarak Midilli’yi işgal etmesi (1901), İngiltere’nin Kızıldeniz üzerindeki Akabe limanım ele geçirmek istemesi (1906) gibi tatsız olaylar çıktı.

Diğer taraftan gizlice kurulan İttihad ve Terakkî Cemiyeti, yeniden meşrutiyeti ilan etmek istiyordu. Padişah, istibdad rejimini gittikçe sıkılaştırmıştı. Fakat sonunda, çeşitli baskılarla, meşrûtiyeti tekrar ilan edip 93 anayasasını yeniden yürürlüğe koydu. (23 Temmuz 1908). Milletvekili seçimi yapılıp yeni meclis, Padişah tarafından açıldı.(17 Aralık 1908). Fakat bu olaylardan faydalanan Bulgaristan Prensliği, kendini krallık ilan edip Osmanlı imparatorluğundan ayrıldı.(5 Ekim 1908). Aynı gün Avusturya Macaristan, Bosna Hersek Eyaletini topraklarına kattı.

Padişahın taçlı demokrasilerde olduğu gibi davranmasına rağmen, iç ve dış karanlık güçlerin komplosu ile Adana’da Ermeniler ayaklandı ve İstanbul’da “Otuz bir Mart Vak’ası” denen ayaklanma oldu.( 13 Nisan 1909). Olayla hiç bir ilgisi olmayan II. Abdülhamîd, tahtını savunmak maksadıyla Selanik’ten gelen ve “Hareket Ordusu” denen derme çatma birliklere, kardeş kanı dökmemek için karşı koymadı. Fakat tahttan indirildi.(27 Nisan 1909). Kardeşi, 33 yıldır velîahd olan Reşâd Efendi, “V. Mehmed” sanıyla tahta geçirildi. Önce Selânik’e gönderilen II. Abdülhamid, sonra İstanbul’a getirilip Beylerbeyi Sarayı’nda oturtuldu ve orada öldü.(10 Şubat 1918).

32 yıl, 7 ay, 27 gün tahtta kalan ve 30 yıl, 5 ay, 8 gün imparatorluğu kendi bildiği gibi şahsen yöneten II. Abdülhamid, XIX-XX. asırların en ünlü politikacılarından biridir. Dış politikadaki dehası, İslamcılık ve Türkçülük siyaseti, bayındırlık eserleri yaptırması ve en değerli okulları açmasıyla meşhurdur. Uzun iktidarı ve İslâm halîfesi ve Türkler’in hakanı sıfatlarının bütün icaplarını yerine getirmesi, kendisine karşı büyük düşmanlıklar doğurdu. Ermenî isyanlarını bastırdığı için Ermenîler’i, kendilerine Filistin’de yurt vermediği için Yahûdîler’i, savaş açıp Yunanistan‘ı yendiği için Yunanlılar’ı, sömürgeci emellerine çok ince bir politika ile karşı çıktığı için İngiltere ve Fransa’yı, karşısına aldı.

Buna mukabil imparatorluğun Müslüman halklarını çok iyi yönetti ve memnun bıraktı. Rejimi sıkılaştırdıkça Türk gençliğini karşısına aldı. Uzun iktidarı ve devamlı aynı devlet adamlarını kullanması, iktidara uzanmak isteyenlerin isteklerini karşılayamadı. Büyük Devletler’in dengesi ve küçük Balkan devletlerinin dengesi ile, akıl almaz bir maharetle oynadı. Bu sayede 10 milyon kilometre kareye varan bir imparatorluğu, emperyalizmin en azgın çağında muhafaza edebildi. Aleyhinde söylenen ve yazılanların en büyük kısminin iftira olduğu, bugün kesin şekilde anlaşılmıştır.

Osmanoğulları’nın  Ertuğrul Gazi‘den bu yana yetiştirdiği son deha sahibi şahsiyettir. Tahttan indirildikten sonra 9 yıla yakın yaşadı ve bunun son 5 yılını Beylerbeyi Sarayı’nda geçirdi. Ölümünde 75 yaşını geçiyordu. Sultan Mahmud türbesine, büyük babası II. Mahmûd ile amcası Abdülazîz Hân‘ın yanına gömüldü. 5 ay sonra kardeşi Sultan Reşad da ölerek, küçük kardeşleri VI. Mehmed Vahîdeddin tahta geçti. Cihan Harbi sonuna ve Türk İmparatorluğu yıkıma yaklaşmıştı.

İkinci Abdülhamid Han türbesi

İkinci Abdülhamid Han türbesi

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Şu Sayfamız Çok Beğenildi
Şiir