weblopedi.com
Ağustos 30, 2008, 01:34:25 ÖS *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  

Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: AKUPUNKTUR BEL FITIĞI  (Okunma Sayısı 416 defa)
Admin
Administrator
Hero Member
*****
Mesaj Sayısı: 17811


Üyelik Bilgileri WWW

Saglik sorunlarinizi yazin doktorlarimiz cevap versin
« : Eylül 19, 2007, 07:31:21 ÖÖ »

AKUPUNKTUR BEL FITIĞI

 Vüdumuzu tanımak zorunda mıyız ?
Belimizi biraz tanıyalım
Asıl yük hangi disklerde ?
Fıtık denilen şey
Hatırlayın maziyi
Belirtileri nelerdir ?
Nelere dikkat etmeli ?
Çözüm ne ?
Maraş Akupunktur ve Bel Fıtığı Tedavisi

Vücudumuzu tanımak zorunda mıyız ?

Tamam, mükemmel bir bedeniniz var. Yiyip içip eğlenin. Hoplayın zıplayın. Eğilin bükülün… İstediğiniz hareketi dilediğdndz zaman yapın…
Ama minik bir hatırlatmada bulunalım.
Bütün bunları yaparken, vücudunuzu birazcık öğrenin. Niye mi?
Ola ki ters bir hareket size pahalıya mâl olabilir… Gerçi vücut bu, bir kere beş kere on kere de olsa sizi çok sevdiği için hatalarınızı görmezlikten gelecektir. Yine de kendini dengede tutmaya çalışacaktır. Ama bir yere kadar…
İsterseniz, vücudu ayakta tutan iskelet yapıyı hayal edelim.
Bel kısmından başlayıp beyne kadar uzanan bölüm, halka halka omurlardan oluşuyor değil mi?
Haliyle boyundaki omurlara boyun omuru deniliyor. Beldeki omurlara da bel omuru.



Belimizi biraz tanıyalım

Belimizde kaç omur var biliyor musunuz?
-Beş omur var. Tabi omurlar arasında amortisör görevi gören sabit diskler var. Zaten sorun bu disklerin deformasyonu işte… Her neyse, anlatmaya devam edelim.
-Dur bir dakika, “disk ne?” mi diyorsunuz.
İşte özel bir bağ dokusundan oluşmuş bir organ.
Görevi nedir diyorsan hiç de az değil inanın…
Zavallı görevi o kadar çok ki, hangi birini takip etsin;
-Omurganın dayanıklılığını mı takip etsin,
-Hareketliliğini mi takip etsin?
-Kimi zaman meydana gelen zorlamalara karşı dirençliliği mi sağlasın,
-Kimi zaman omurgaya uygulanan şok darbelerin emilip hafifletilmesini mi sağlasın,
-Nerede ne zaman ne şekilde oturup kalktığı belli olmayan biz insanların, omurlara yüklediğimiz kuvvetin, çevre dokulara dengeli bir şekilde dağılmasını mı sağlasın…
Ama o, içi jel gibi, peltemsi yumuşak maddeden (sıvıdan) oluşan, dışı da özel bir tabakayla muhafaza edilen diskler, her biri iki omur arasında sıkışmış halde tüm bu görevleri hem de bir ömür yapmaya çalışıyor.

Asıl yük hangi disklerde ?

Bütün diskler aynı görevi üstlenmekle birlikte kimilerinin görevi biraz ağır. En ağır yük de dördüncü ve beşinci omurlardaki disklerde.
Bunu şöyle açıklayalım isterseniz;
Hani apartmanın birinci, ikinci üçüncü katına binen yük ile yedinci katına binen yük aynı değildir. İşte aynen öyle. Ah keşke apartman katlarında da böyle diskler olabilseydi. Ve bizdeki diskler gibi özellikleri olsaydı, depremler insanlara salıncak gibi neşe kaynağı olurdu…
Oysa depremde şöyle bir sallanmaya başlandığında en evvel alt katlar çöküyor. Çünkü yükün ağırlığı orada. Üstelik apartmanlar hareketsiz…
Neyse biz konumuza gelelim.
Beldeki hareketin büyük çoğunluğu dört ve beşinci omur ile, sakrum kemiği adı verilen kemik arasındaki eklemlerde oluşuyor.
Hani disklerin içinde peltemsi sıvı vardı ya, o sıvının bir de kabı vardı. Tıpta ona fibrotik bant diyorlar. Liflerden oluşuyor. İşte o bant ve lifler o sıvının omurlardan gelen baskıyı ayarlarken etrafa dağılmasını önlüyor.
Ne müthiş bir yapı değil mi?
İş yine dönüp dolaşıp aynı noktaya geliyoruz.
Hanımlar, beyler, gençler arkadaşlar…
Vücudumuzu dikkatli kullanmalıyız...


Fıtık denilen şey

Eğer vücudumuzu tanımaz da rast gele bir hayat yaşar isek, birgün geliyor ne oluyor biliyor musunuz?
-Sürekli yapılan yanlış hareketler, belimize yüklenen aşırı zorlamalar,
-Duruş oturuş bozuklukları, uygun olmayan pozisyonlarda hareketler, o fibrotik bant dediğimiz peltemsi sıvının koruyucusunu sürekli zorluyor.
-Bir zaman geliyor ve bu lifçikler minik minik aralanmaya, içerideki peltemsi sıvı da bu aralanmalardan dışarıya doğru sızmaya başlıyor.
Sonra ne mi oluyor?
İşte jelatinöz adı verilen peltemsi sıvı omurların arasında dışarı doğru çıkıyor.
Canım, vücut öyle rastgele bir arazi değil ki, çıkan sıvı çıktığı yerde kalsın. Omurların etrafı bir sürü tesisatla dolu.
Bir sürü bağ dokusu var. Bir sürü kan damarı var. Bir sürü sinirler var…
Var da var…
İşte liflerden dışarı taşan bu sıvı hem sıvı özelliğini kaybedip sertleşiyor hem de bu damar ve sinirlere baskı yapmaya başlıyor.
Sonra?
Düne kadar hiçbir şeyiniz yokken, şikayetler baş gösteriyor.
Sanki bu bir anda, birden bire olmuş gibi..
Oysa belki ayların belki yılların ihmali ve birikimi…
Hele bir hatırlayın geçen günlerinizi...
Yaptığınız yanlış hareketlerin farkına siz varmasanız da, beliniz ağrı ile sizi sürekli uyarıyordu değil mi? Ama siz önemsemiyordunuz.
İşte dinleniyordunuz biraz geçiyordu. Sonra yine aynı dikkatsizlik…
Biraz uzun mu sürdü ağrılar, bir ağrı kesici ilaç alıyordunuz tamam.
Bir de demokratlıktan söz ediyorsunuz. Vücudun ağrısını, isyanını, ağrı kesiciyle susturuyordunuz.
O yine sizi düşünüyor ve ağrıyordu. Siz de ısrarla ona aldırış etmiyor, ağrı kesici yetmezse arada bir kas gevşetici ilaç merhem vs. kullanıyordunuz.
Ağrıyı susturdunuz da ne oldu?
Kusura bakmayın, beliniz yanlış kullanıma dayanamamış ve lifler açılmaya başlamış. O güzelim diskte yırtılmalar meydana gelmiş ve peltemsi sıvı dışarı taşmış.
-Yani?
-Fıtık olmuşsunuz efendim fıtık… Bel fıtığı diyorlar ya o işte…
-Yahu ben ne yaptım ki mi diyorsunuz?
Şu an isterseniz hiçbir şey yapmayın. İsterseniz bir öksürük sonucu oldu deyin. O öksürük esnasında belki oraya son darbeyi vurmuş olabilirsiniz. Yani bardağı taşıran son damla o öksürük esnasında bele binen yük olabilir.
Çünkü bunun evveliyatı var…



Hatırlayın maziyi

-Sandalyede hep nasıl da kaykılarak oturuyordunuz öyle?
-Bir raftan, ya da masanın bir ucundan bir şeyi alırken üşendiğinizden kalkmak yerine şöööyle uzanıyordunuz sürekli.
-Ayakta iken yerden bir şey almanız gerektiğinde çömelmeyip “L” şeklinde eğilip alıyordunuz.
Derken bir süre sonra omurlar arası disklerden birinde veya ikisinde fıtık oluştu…
-Nerden mi biliyoruz?
-Belirtileri var işte…


Belirtileri nelerdir ?

-Belde ve bacakta dayanılmaz ağrılar,
-Kiminde bazen sadece biri de olabilir.
-Hareketlerde kısıtlılık,
-Topallayarak yürüme,
-Vücudun bir tarafa doğru yamulmaya başlamış, çarpık hale gelmiş oluşu,
-Bacaklarda uyuşmalar,
-Kuvvet kaybı oluşmaya başlaması,
-Hatta bacakta incelme başlaması,
Hele siz dua edin, kiminde cinsel fonksiyon kaybı başlıyor.
-Nasıl mı?
-Valla azizim, taşan fıtık nereye denk gelirse orayı etkilemeye başlıyor. Bir yanardağın lavının dağdan aşağı akışını hatırlayın. Ev gelirse evi, yol gelirse yolu bitiriyor.
Taşan fıtık hangi sinire gelirse o sinirin öte tarafla irtibatı kesiyor. Damara denk gelirse beslenmeyi engelliyor.
O zaman kimi idrarını tutamıyor, kimi cinsel fonksiyonunu kaybediyor…
Yani bu fıtık, adamı fıtık ediyor…
Toplumun çok büyük bir kes
 
Logged
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

hosting teknoloji Mikrop saglik saglik yillik planlar Teknoloji gebelik kadin

 

S   0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 

51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 

101 102 102 103 104 105 106 107 108 109 110

 

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.071 Saniyede 17 Sorgu ile Oluşturuldu