weblopedi.com
Eylül 07, 2008, 11:07:51 ÖÖ *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara GiriÅŸ Yap Kayıt  

Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Amerikan Ekonomisi  (Okunma Sayısı 852 defa)
Admin
Administrator
Hero Member
*****
Mesaj Sayısı: 17863


Üyelik Bilgileri WWW

Saglik sorunlarinizi yazin doktorlarimiz cevap versin
« : Temmuz 24, 2007, 08:28:01 ÖÖ »

Amerikan Ekonomisi
 


     Her ekonomik sistemde müteÅŸebbisler ve yöneticiler mal ve hizmet üretmek ve dağıtmak amacıyla doÄŸal kaynakları, emeÄŸi ve teknolojiyi bir araya getirirler. Buna karşın, anılan ögelerin düzenlenme ve kullanılma yöntemleri, aynı zamanda bir ulusun politik ideallerini ve kültürünü de yansıtır.

     Ã‡ok kez BirleÅŸik Devletler'de "kapitalist" bir ekonomi bulunduÄŸu söylenir. Bir Alman ekonomist ve toplumsal kuramcı olan Karl Marx tarafından 19. yüzyılda ortaya atılan bu tanımlamaya göre, bu sistemde önemli ekonomik kararların çoÄŸunluÄŸu, büyük miktarda paraya ya da sermayeye sahip olan küçük bir grup tarafından alınır.

     Marx, kapitalist ekonomilerin politik sisteme daha fazla güç tanıyan "sosyalist" düzenlerin karşıtı olduÄŸunu ileri sürmekteydi. Marx ve yandaÅŸlarının inancına göre, kapitalist ekonomilerde güç, zengin iÅŸ adamlarının elinde toplanmakta ve onlar da temelde kârlarını en yüksek düzeye çıkarmaya yönelmekte; buna karşın sosyalist ekonomilerde, olasılıkla daha kapsamlı hükümet kontrolü öne çıkarılmakta ve kârdan çok politik amaçlara önem verilmekte, sözgelimi toplumun kaynaklarının daha eÅŸit bir biçimde dağıtılması hedef alınmaktadır.

     Aşırı biçimde basite indirgenmiÅŸ olan bu iki sistemin gerçeÄŸe uyan öğeleri bulunmakla birlikte, bunlar günümüzde daha az geçerlidir. EÄŸer Marx'ın tanımladığı katışıksız kapitalizm var idiyse bile artık yok olmuÅŸtur; çünkü, BirleÅŸik Devletler'de ve pek çok diÄŸer ülkede hükümetler, güç birikimlerini sınırlamak ve kontrolsuz özel ticari çıkarların neden olduÄŸu toplumsal sorunların çoÄŸuna çözüm getirmek amacıyla ekonomilerine müdahalede bulunmuÅŸtur. Bu yüzden, özel teÅŸebbüsün yanı sıra hükümetin de önemli bir rol oynadığı Amerikan ekonomisini "karma" bir sistem olarak tanımlamak daha doÄŸru sayılabilir.

     Amerikalılar çok kez serbest teÅŸebbüse yönelik inançları ile hükümet yönetimi arasındaki sınırın nereden geçeceÄŸi konusunda anlaÅŸamazlarsa da geliÅŸtirdikleri karma ekonomi büyük ölçüde baÅŸarılı olmuÅŸtur.

     Bir ülke ekonomik sisteminin ilk öğesi, onun doÄŸal kaynaklarıdır. BirleÅŸik Devletler zengin maden kaynaklarına, verimli tarım arazisine ve ılımlı bir iklime sahiptir. Bunlara ek olarak, Atlas Okyanusu'nda, Büyük Okyanus'ta ve Meksika Körfezi'nde uzun kıyıları vardır. Anakaradan kıyılara uzun nehirler akmakta ve ABD-Kanada sınırında bulunan beÅŸ büyük göl de (Büyük Göller) ulaÅŸtırma için ek olanaklar saÄŸlamaktadır. Anılan yaygın su yolları, hem yıllar boyunca ülke ekonomisinin büyümesine yardım etti hem de Amerika'daki 50 eyaleti tek bir ekonomik birim olarak birbirine baÄŸladı.

     Ä°kinci öğe ise doÄŸal kaynakları mala dönüştüren emektir. Çalışabilecek işçi sayısı ve daha da önemlisi onların üretkenliÄŸi, bir ekonominin saÄŸlamlığının belirlenmesinde yardımcı olur. BirleÅŸik Devletler'in tarihi boyunca iÅŸgücü giderek büyüdü ve bu da neredeyse kesintisiz bir ekonomik büyümeyi besledi.

     1. Dünya Savaşı'nın hemen sonrasına kadar işçilerin çoÄŸunluÄŸu, Avrupa'dan gelen göçmenlerle onların çocukları ve ataları Amerika'ya köle olarak getirilmiÅŸ bulunan Afrikalı-Amerikalılardı. 20. yüzyılın baÅŸlarında çok sayıda Asyalı, BirleÅŸik Devletler'e göç etti ve sonraki yıllarda da Latin Amerikalı göçmenler gelmeye baÅŸladı. BirleÅŸik Devletler'de iÅŸsizliÄŸin yüksek olduÄŸu bazı dönemler yaÅŸandı ve bazen iÅŸgücünün yetersiz kaldığı günler geçtiyse de göçmenler, iÅŸ olanakların bol bulunduÄŸu zamanlarda gelme eÄŸilimi gösterdiler.

     Ã‡ok kez yerli işçilerden daha düşük ücretler karşılığı çalışmaya hazır bulunmalarına karşın genelde geldikleri ülkelerdekinden çok daha fazla kazanıp refaha kavuÅŸtular. Ülke de giderek zenginleÅŸti ve böylelikle daha fazla göçmeni kaldırabilecek düzeye eriÅŸti.

     Bir ülkenin ekonomik baÅŸarısı için emeÄŸin niteliÄŸi de (bireylerin ne kadar yoÄŸun çalışmaya razı ve ne kadar becerili oldukları) en az işçi sayısı kadar önemlidir. BirleÅŸik Devletler'in ilk günlerinde görülen sınır bölgeleri yaÅŸantısı, çok yoÄŸun çalışmayı gerektiriyordu ve Protestan çalışma ahlâkı olarak bilinen nitelik de bu eÄŸilimi güçlendirmiÅŸti.

     Teknik eÄŸitim ile meslek eÄŸitimini de içeren öğretime verilen önem ve denemeye ve deÄŸiÅŸmeye yönelik istek, Amerika'nın ekonomik baÅŸarısına ayrıca katkıda bulundu. İşgücünün hareketliliÄŸi de Amerikan ekonomisinin deÄŸiÅŸen koÅŸullara uyum saÄŸlama yeteneÄŸi açısından önemli oldu.

     DoÄŸu Kıyısı'ndaki iÅŸ piyasasını göçmenler doldurunca, önemli sayıda işçi çok kez ülkenin iç kesimlerinde sürülmeyi bekleyen çiftliklerde çalışmaya gitti. Aynı ÅŸekilde 20. yüzyılın ilk yarısında, Kuzey'deki endüstrileÅŸmiÅŸ kentler de Güney çiftliklerinde çalışan siyah Amerikalıları çekti.

     Ä°ÅŸgücünün niteliÄŸi, önemli bir konu olmayı sürdürmektedir. Günümüzde Amerikalılar, "insan sermayesi"nin pek çok modern ileri teknoloji endüstrisinde baÅŸarı saÄŸlamak için bir anahtar olduÄŸunu düşünmektedir. Bunun sonucu olarak, hükümet ileri gelenleri ve iÅŸ çevresi yetkilileri, bilgisayar ve telekomünikasyon gibi yeni endüstrilerin gereksinim duyduÄŸu türde kıvrak zekâyı ve uyum saÄŸlamaya yatkın beceriyi işçilere kazandıracak öğretim ve eÄŸitimin önemini vurgulamaktadır.

     Bunlara karşın, doÄŸal kaynaklar ve emek ekonomik sistemin sadece bir kesimini oluÅŸturmaktadır. Bu kaynaklar, elden geldiÄŸince etkin bir biçimde düzenlenmeli ve yönlendirilmelidir. Amerikan ekonomisinde piyasadan gelen verilere göre çalışan yöneticiler, bu iÅŸlevi yerine getirirler.

     Amerika'daki geleneksel yönetim yapısını yukarıdan aÅŸağıya uzayan bir komuta zinciri oluÅŸturur; yetki, tüm iÅŸin düzenli ve etkin bir biçimde yürümesini güvence altına alan yönetim kurulu baÅŸkanından baÅŸlayıp teÅŸebbüsün çeÅŸitli bölümlerinin eÅŸgüdümünü saÄŸlamakla yükümlü olan daha aÅŸağı düzeydeki yönetim birimlerinden geçer ve fabrikadaki usta başına kadar akar. Çok sayıda iÅŸ, çeÅŸitli bölümler ve işçiler arasında paylaÅŸtırılmıştır.

     20. yüzyılın baÅŸlarında, Amerika'daki bu uzmanlaÅŸma ya da iÅŸbölümünün sistematik çözümlemelere dayanan "bilimsel yönetim"i yansıttığı söylenirdi. TeÅŸebbüslerin pek çoÄŸu, bu geleneksel yapı içinde çalışmakla birlikte bazıları da yönetim konusunda deÄŸiÅŸen görüşler benimsedi. Giderek yoÄŸunlaÅŸan küresel rekabetle karşılaÅŸan Amerikan teÅŸebbüsleri, özellikle, kalifiye işçi çalıştıran ve hızla geliÅŸmek, deÄŸiÅŸmek ve hatta sipariÅŸ üzerine mal üretmek zorunda kalan ileri teknoloji endüstrilerinde daha esnek bir örgüt yapısı oluÅŸturmaya çalışmaktadır.

     Aşırı hiyerarÅŸinin ve iÅŸbölümünün yaratıcılığı önlediÄŸi yolundaki inanış, her geçen gün daha yoÄŸunlaÅŸmaktadır. Bunun sonucu olarak da pek çok ÅŸirket, örgüt yapısını "yassıltmış", yönetici sayısını azaltmış ve birkaç iÅŸ dalında birden çalışan ekiplere daha fazla yetki aktarmıştır. DoÄŸal olarak, yöneticilerin ve ekiplerin bir ÅŸeyler üretebilmek için bir teÅŸebbüs olarak örgütlenmeleri gereklidir.

     BirleÅŸik Devletler'de anonim ÅŸirketlerin, yeni bir teÅŸebbüse giriÅŸmek için gerekli parayı toplamak ya da mevcut bir teÅŸebbüsü büyütmek konusunda etkili bir araç olduÄŸu kanıtlanmıştır. Anonim ÅŸirket, hisse senedi sahibi diye bilinen bir grubun gönüllü olarak oluÅŸturduÄŸu, karmaşık kurallara ve geleneklere göre yönetilen bir ekonomik teÅŸebbüstür.

     Anonim ÅŸirketlerin mal ya da hizmet üretebilmek için parasal kaynaklara gereksinimi vardır. Gerekli sermayeyi oluÅŸturmak amacıyla genelde sigorta ÅŸirketlerine, bankalara, emekli sandıklarına, bireylere ve diÄŸer yatırımcılara hisse senedi (varlıklarından pay) ya da bono (uzun vadeli borç) satarlar. Özellikle bankalar gibi bazı kurumlar da anonim ÅŸirketlere ve diÄŸer teÅŸebbüslere borç verirler. Federal hükümet ve eyalet hükümetleri bu finansman sisteminin güvenliÄŸini ve güvenilirliÄŸini garantilemek ve yatırımcıların saÄŸlıklı karar verebilmelerine yönelik serbest bilgi akışını saÄŸlamak amacıyla ayrıntılı kurallar ve düzenlemeler geliÅŸtirmiÅŸlerdir.

     Gayri safi milli hasıla (GNP), belirli bir yıl üretilen mal ve hizmet düzeyini belirler. BirleÅŸik Devletler'de GNP düzenli bir biçimde artmış ve 1983'te 3,4 trilyon doların üstündeyken 1998'de yaklaşık 8,5 trilyon dolar olmuÅŸtur. Bu veriler, ekonominin saÄŸlığını ölçmeye yararsa da, ulusun durumunu her açıdan ölçemez. Gayrı safi milli hasıla bir ekonominin ürettiÄŸi mal ve hizmetlerin piyasa deÄŸerini gösterir; fakat, bir ulusun yaÅŸam niteliÄŸini ortaya koyamaz. Sözgelimi, bireysel mutluluk ve güvenlik, temiz bir çevre ve saÄŸlık gibi bazı önemli deÄŸiÅŸkenler, tümüyle bu göstergenin dışında kalır.
 
Logged
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediÄŸiniz yer:  

hosting teknoloji Mikrop saglik saglik yillik planlar Teknoloji gebelik kadin

 

S   0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 

51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 

101 102 102 103 104 105 106 107 108 109 110

 

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.092 Saniyede 18 Sorgu ile OluÅŸturuldu