Bebeğin Beyin Gelişimi

14 Ağustos 2013 tarihinde tarafından eklendi.

AMAÇ BEYİN GELİŞİMİNİ YÖNLENDİRMEK
Anne karnında ya da yeni doğmuş bebeklere ait bu ilginç olaylar, pek çok uzmanı ceninin beyin geliş­mesi ve doğum öncesi psikolojisi üzerinde çalışmaya itmiştir. Bu çalışmalarını oldukça ileriye götüren bazı bilim adamları ise doğum öncesi eğitim için çeşitli te­ori ve teknikler geliştirmişlerdir.
insan vücudunda düşüncenin oturduğu yer beyin­dir. Bu yüzden, bir ceninin gelişimini anlayabilmek için beyin ve sinir sisteminin teşekkülünü iyi bilmek gere­kir. Bu konuyu araştıran New York Albert Einstein Tıp Koleji'nden Dominick Purpura'nın elde ettiği sonuç­lara göre, insanda düşüncenin kurulması ve öğren­me için gerekli olan beyin korteksi 28 ilâ 32. haftalarda gelişmektedir. Purpura, aynı sıralarda ceninin sinir sis­teminin yeni doğmuş bir bebeğinki kadar gelişmiş ol­duğunu buldu. Yapılan daha başka araştırmalarda ise anne karnındaki çocuğun beynine ait uyku ve uyanıklık dalgaları kaydedilmiş ve hatta REM (rüya) uykusuna dair sinyaller alınmıştır.
Doğum öncesi psikolojisi ile ilgilenen uzmanlardan bir diğeri de Kaloforniya Hayvvard Üniversitesi'nden doğum uzmanı Rene Van de Carr'dır. Onun bu ilgisi yaptığı ilginç bir gözleme dayanmaktadır. Kendisine gelen hamile bir bayan, ne zaman karnına bastırsa be­beğin teperek karşılık verdiğini söylüyordu. Gerçek­ten de daha sonra daha başka anne adaylarıyla yaptığı denemelerde aynı olayı gördü. Bebek, uyarıldığı sü­rece tepki veriyordu. Bu gözlemlere dayanan Van deCarr, anne karnındaki bebeğin zihni kabiliyetini geliş­tirecek bir doğum öncesi eğitim programı hazırladı. Bu kursun ilk dersi hamileliğin beşinci ayında başlı­yordu ve bebeğin her tekmesine annenin karnını bas­tırarak cevap vermesinden ibaretti. Birkaç hafta sonra artık cenin, dürtmelere tekme atarak karşılık vermeyi öğrenmekte ve hatta bir dürtmeye bir, iki dürtmeye iki, üç dürtmeye üç tekmeyle cevap verebilmekteydi. Yedinci aydan itibaren başlayan ikinci kademede ço­cuğa vur, yat, dur gibi basit kelimeler yine hafif vu­ruşlar eşliğinde sık sık söylenmekteydi. Van de Carr'ın programı, son safhada bebeğe soğuk, sıcak, ağız, bu­run gibi daha karmaşık kelimelerin dinletilmesi öngör­mektedir.
Pekâlâ bu doğum öncesi eğitim müfredatı işe ya­rıyor mu?
Van de Carr, bu konuda yaptığı araştırmalarda ol­dukça tatminkâr sonuçlara ulaştığını söylüyor. 50'şer bebekten oluşan üç grup üzerinde yaptığı çalışmada, gruplardan biri doğum öncesi eğitim programını ta­mamen almış, diğeri kısmen eğitilmiş ve üçüncü grup hiçbir eğitim görmemiştir. Sonuçta, tam bir doğum ön­cesi eğitim gören bebeklerin konuşmaya başlamala­rından yürümelerine diğer gruplara göre açık bir üstünlükleri olduğu belirlenmiştir.. Ayrıca,'bebekleriy­le doğumdan önce bu tür bir iletişime giren annele­rin, doğumdan sonra çocukları hakkında daha derin bir bilgiye sahip oldukları, bebeklerine daha kolay ba­kabildikleri gözlenmiştir.
Bu programın sırrı neydi? Van der Carr'ın teorisi şöyle: Ceninin doğum öncesinde uyarılması, sinir sis­temini yönlendiren hormonun salgısını artırmaktadır. Şunu da biliyoruz ki, bu hormon, spesifik olarak uya­rılan beyin bölgesinde artmaktadır. Örneğin, bebeğe müzik dinlettiğimizde, beynin müzikle ilgili olan kısmın­da bu faktör artış göstermektedir. Öte yandan, cenin, 2, 3, 4 defa tekme atmayı öğrendiğinde, beynin ma­tematikle ilgili bölgesinde bu hormonun salgısı fazla­laşmaktadır. Artan hormon seviyesi, bu bölgelerin daha çok gelişmesini sağlamaktadır.
Van de Carr'ın bu teorisi laboratuvar bulgularıyla desteklenmedikçe havada kalmaya mahkûmdur. Fa­kat, öte yandan onun doğum öncesi programını ta­kip eden bebeklerin uzun tırnaklarla ve hatta bazen dişleri çıkmış olarak doğduğu görülmüştür. Bu ise Van de Carr'ın fikrini desteklemektedir; çünkü, sinir siste­minin gelişimini yönlendiren hormon, daha sonra par­çalanarak, başka organların gelişmesini yönlendiren daha değişik faktörlere dönüşmektedir. •
Van de Carr'ın mezun ettiği ilk bebekler şu anda ana okuluna ya da ilkokul birinci sınıfa gidiiyorlar. Okuma-yazma ve matematikteki başarılarının %90 ol­duğu rapor ediliyor. Öte yandan bu çocukların geliş­miş sosyal yeteneklerinin ve kendilerine tam bir güvenlerinin olduğu kaydediliyor.
Aynı konu üzerinde çalışan bir başka uzman, Washington'dan psikolog Brent Logan. O da doğum ön­cesi eğitim için bir "kalp sesiyle eğitim programı" hazırladı. Bu yöntemde, bebeğe gittikçe karmaşık hale gelen kalp atışına benzer sesler dinletilmektedir. Lo­gan, bu yöntemle ceninin beyin gelişiminin hızlandı­ğını ve doğumdan önce ölen bazı beyin hücrelerinin kurtarılabildiğini iddia ediyor. Gerçekten de Kaliforni­ya Stanford Universitesi'nden bazı araştırmacılar, me­melilerin doğmazdan önce beyin hücrelerinin büyük bir kısmını kaybettiklerini ortaya koymuşlardır. Hatta uzmanlar, deney hayvanlarında bu olayı engelleyerek, süper beyinli hayvanlar elde etmişler, ve hiç hücre kay­betmeyen bu beyne "öncülbeyin"adını vermişlerdir.
Logan'a göre, öncül beyni kurtarabilmek için do­ğum öncesinde pek çok şansa sahibiz. Ona göre bu­nun en kolay yolu da cenini devamlı duymaya alıştığı kalp ritminin değişik varyasyonlanyla sürekli olarak uyarmak. Logan, bebeğe banttan dinlettiği kalp atış­larının ritminde oynamalar yaparak sinir hücrelerinin kaybedilmesini engellemeye çalışıyor.
Bu amaçla 36 kasetten oluşan bir set geliştirdi, ilk kaset, annenin nabzıyla aynı frekansta A-A-Â-A ses­lerinden oluşuyor ve hamileliliğin ortalarına doğru, bir hafta süreyle günde iki defa dinlettiriliyor. Biraz daha kompleks olan AA-AA-AA seslerini içeren ikinci bant da günde iki kez bir hafta süreyle bebeğe dinlettirili­yor. Üçüncü kaset A-AA-A-AA, dördüncü A-AA-AA-A; onuncu BAB-BAB-BAB; on ikinci kaset ABC-CBA-ABC-CBA seslerini içeriyor ve bu komplekse gidiş böy­lece devam ediyor.
Logan, bu metodu pek çok bebekte denedi. Bu arada kendi oğlunu da bu eğitim programından ge­çirdi, iddia ettiğine göre sonuçlar harikaydı: Logan'ın doğum öncesi eğitim programına devam eden bebek­lerden altı aylıkken konuşan, bir buçuk yaşındayken okuma öğrenenler çıkmıştı. Kendi oğlu Stephen, doğ­duğunda aa diyebiliyor, 14 aylıkken 50 kelime konu­şabiliyor, 18 aylık olduğunda ise okuyabiliyordu. Loğan, eğitimden geçirdiği çocukların ileride 150-200 lö'luk bir zekâ seviyesine sahip olacaklarına, üstün ye­tenekli, üretken, sağlam karakterli, atletik ve etkileyici kişiler haline geleceklerine inanıyor.
Logan'ın elde ettiği sonuçlar, bağımsız gruplar ta­rafından incelenmeden "harika" olarak nitelendirile­mez. Nitekim onun teori ve uygulamalarına karşı çıkan pek çok bilim adamı var. Örneğin Thomas Verny, doğ­mamış bireyle iletişim kurmanın onun psikolojik geli­şimi için faydalı olduğunu düşünürken, Logan'ın eğitim programını faydasız buluyor.
New Jerseyli psikolog Amy Altenhaus'un da bu konuda bazı şüpheleri var. Altenhaus, doğum öncesi eğitimle yetiştirilen süper bebeklerin bu üstün gelişme­lerini hayatları boyunca devam ettirip ettiremeyecek­lerini merak ediyor. Ona göre, üç yaşına kadar olan hiçbir gelişme çocuğun ileriki hayatı ve özellikleri hak­kında bize bir bilgi veremez.
Kuzey Karolina'dan Prof. Anthony De Casper, ce­ninin beyin gelişimiyle oynamanın tehlikeli sonuçlar do­ğurabileceğine inanıyor.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Şu Sayfamız Çok Beğenildi
Roman