GÖRÜCÜ

14 Ağustos 2013 tarihinde tarafından eklendi.

GÖRÜCÜ
Bir gün odasında kendi kendisine okuduğu romanı dizlerinin üzerine bırakarak düşüncelere dalmış olan Seniha'yı hizmetçi kız – artık pek nadir görülen bir şeyi müjdelemek istiyor gibi – aşağıdan süratle koşup yetişerek bu tefekkürden uyandırdı. Kesik nefeslerle:

– Görücüler geldi.

Sözlerini fırlattı. Görücü… Seniha'nın unutmaya alıştığı bu kadınlar kendisini niçin rahat bırakmıyordu? Makine gibi, ne yaptığını bilmeden, Seniha kalktı, giyindi, süslendi. O kadar senelerden beri Seniha'yı göre göre bıkmış olan aynı odanın aynı sandalyesi üzerine oturdu. Yirmi altı bahar gören kumral saçlarının arasında sabahleyin ağarmış bir tel görüp de kopardığı dakikadan beri pek dalgın duran Seniha, şimdi şu görücü sandalyesinde otururken işittiği kahve şapırtıları, bu yirmi altı senelik çehresiyle, ak saçlarıyla utanmadan koca bekleyen kızı tazip ediyor (üzmek) zanneyledi. O, bu sandalyeye tam on iki sene evvel pek küçük bir genç kız iken, kıvrık bıyıklar, mavi gözler ümitleriyle oturmaya başlamış, şimdi bir genç kadın olmuş iken yine oturmaya mecbur bulunmuştu.

Artık hasırlarının örgüsü gevşeyen bu sandalyede Seniha, kısmetini beklerken orada ne kadar kadınlar gelip geçmişti.

Seniha ise aynı hâlde fakat gittikçe büyüyerek, ihtiyarlayarak, aynı sandalyede oturmaya mahkum kalmıştı.

Servet-i Fünûn yazarlarında olduğu gibi, Hüseyin Cahit Yalçın da hikâyelerinde gözleme dayanır. Hikâyelerinde realist, yani gerçekçi çizgiler daha belirgindir. Hikâyelerde dönemin sanat, dil ve anlatım özellikleri kendini gösterir. Hikâyelerde realizm ve kuvvetli öyküleme tekniği vardır. Yazar, betimlemelerde, kahramanlarını iç ve dış özellikleriyle vermede başarılıdır.

Servet-i Fünûn'la birlikte nesir, özellikle roman ve hikâyede ciddi bir gelişme olmuş, teknik olarak da Batı ayarında eserler verilmiştir. Bu dönemde acemilikler kalkmış, başarılı eserler verilmiştir. Ahmet Mithat'ta görülen olayın akışına karışmalar, öğretici konular, teknik eksiklikler ortadan kalkmış, öykünün konusu genişlemiştir. Görücü hikâyesinde olduğu gibi, istenmeye gelen bir kızın iç dünyası, düşünceleri, hayalleri gerçekçi bir şekilde anlatılmıştır. Yazar, kahramanın (Seniha) iç ve dış özelliklerini betimleyerek onu daha gerçekçi bir şekilde anlatmıştır. Romanlar kadar olmasa da Arapça ve Farsça sözcük ve tamlamalar hikâyede yer almaktadır.

Yazar, üçüncü kişinin ağzından, iç konuşmalara bol bol yer vererek, hâkim anlatıcı bakış açısıyla öyküyü yazmıştır. Amacı "görücü usulüyle evlenme"yi eleştirmek, toplumsal yarar sağlamak değildir. Bir konudan hareketle kahramanın iç dünyasını gözler önüne sermektir.

Bu hikâyede Servet-i Fünûn yazarlarının ortak özelliği olan hayata karamsar bir şekilde bakma kendisini göstermektedir. Başlangıçta tatlı hayaller kuran Seniha, acı gerçekle karşılaşır. Büyük ümitlerle on iki yıl önce oturduğu görücü sandalyesine yirmi altı yaşında, eskiye göre çok değişmiş olarak, ümitsiz bir şekilde oturur. Artık o, pembe düşlerde dolaşan, şen şakrak Seniha değildir.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.