Hüseyin Siret Özsever

14 Ağustos 2013 tarihinde tarafından eklendi.

Hüseyin Sîret Özsever (1872 -1959)

Servet-i Fünûn topluluğunun hayattan en son ayrılan temsilcisidir. Asıl adı Hamdullah Sîret'tir. Hüseyin Sîret, çocuk denecek bir yaşta iken şiirle uğraşmaya başlamış olmasına rağmen, ancak 1896 yılında Servet-i Fünûn'a yazmaya başladıktan sonra tanınmıştır.

O, konularını özellikle hisli ve ince temalardan seçmiş; "aşk, kadın, aile, özlem, gurbet ve tabiat güzellikleri" üzerine şiirler yazmıştır. Şiirlerinde tabiat daha çok, bir fon olarak göze çarpar.

ilk şiirlerinde Fikret'in tekniği ve Cenap'ın duygusallığı göze çarpar. Dil ve anlatımda Servet-i Fünûnculardan pek ayrılmayan Hüseyin Sîret, sonraları dilde belli bir duruluğa yönelmiştir. Aruzun yanında hece ölçüsünü de kullanmıştır.

Eski şiirin hemen hemen hiç etkisinde kalmadan, yeni şiirin sınırları içine girip yerleşme olanağını bulmuştur. Fikret'le Ce-nap'ta olduğu gibi, Sîret'in kişiliğinde de, Servet-i Fünûn'un etkin yılları olan, 1896 ile 1901 arasında hızlı bir gelişme göze çarpar. Ancak, bu gelişmede, onun üzerinde Fikret'in büyük bir etkisi olduğu inkâr edilemez.

Biçimde gösterdiği titizlik ve anlatım özellikleri bakımından, onun düzeyine erişememekle birlikte Sîret, Fikret'in peşindedir. O da, Fikret gibi, nazmın tekniğine ve dile titizlikle bağlıdır. "Sanat, sanat içindir." ilkesine bütünüyle sadık kaldığı için, onda, şiirin içeriği, genellikle bireysel bir manzara gösterir.

Ona göre şiir, duygu ve hayal demektir. Cenap gibi yaratıcı ve zengin olmaktan çok, Fikret gibi zarif ve sevimli bir hayal gücüne sahip bulunan şairin, hislerinde sürekli bir hüzün ve elem sezilir. Bunun, yaradılışındaki özelliklerin olduğu kadar, hayatının karışık ve çok çileli geçmesiyle de yakın ilgisi bulunduğu kesindir.

ilk iki eserleri olan "Leyâl-i Girîzân" ve "Bağbozumu"ndaki şiirleri, ikincisinde dil bakımından hafif bir sadeleşme hissedilmekle beraber, hemen hemen, aynı dokudadır. Fakat, zamanla ve olayların etkisiyle Sîret'te de, dil ve üslupça çok açık değişmeler meydana gelmiştir.

"Kıvılcımlı KüP'deki şiirler, dille birlikte, bazılarının hece vezni ile yazılmış olması gibi, vezin konusunda da meydana gelen değişmeleri göstermeleri bakımından dikkate değerdir.

Leyâl-i Girizân (Kaçan Geceler, Servet-i Fünûn dönemi şiirleri, 1910); Bağbozumu (Yeni tarza yönelik şiirleri, 1828) Kıvılcımlı Kül (son şiirleri, 1937), Kargalar (manzum yergiler, 1932)

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Şu Sayfamız Çok Beğenildi
Somut Anlatım