KABUSNAMEDEN

14 Ağustos 2013 tarihinde tarafından eklendi.

Bu öğütlere gönül kulağını açık tut

Ey oğul!

Bilmiş ol ki, artık ben kocadım. Zayıf ve azıksız olarak yol ağzına kadar geldim. Ölüm mektubunu elime sundular. 0 mektup, sakalın ağarmasıdır. Adamın sakalı ağardığında Allah tarafından bir ses gelir:

"Ey kulum, hazırlan, bu dünyayı bırakıp öbür dünyaya geçeceksin…"

Şimdi ey ciğerköşem! Ölmeden önce seni iyilik yoluna ve iyi kimselerin izine yönlendirmek istiyorum. Tecrübelerle elde ettiğim birkaç öğüdü sana yadigâr olarak bırakıyorum.

Ey oğul!

Akıllı ol ve kendi soyunun itibarını iyi gözet, tâ ki kötülerden olmayasın. Gerçi yüzüne ne zaman baksam akıl ve hüner görürüm, ama öğüt aklın süsüdür, benim yapacağım onu sana hediye etmektir, muhafaza etmezsen, yine sen kaybedersin.

Sonra bilmiş ol ki, benim ölümüm yakındır, benim ardımca senin de gelmen yakındır. Öyle çalış ki bu dünyada bir azık hazırlayasın, o yola da yaran olsun. Çünkü bu dünya öteki dünyanın ekinliğidir. Kendini öyle ver ki, senin yerine başka biri ekmesin. Çünkü başkasının ektiğinden senin yararın olmayacak.

 
Ey oğul!

Allah'ın emri gereğince şükredersen, az olan şükrün çok ye-rine geçer. Nitekim Allah din içinde beş türlü ibadet buyurdu.

XV. Yüzyıldan XIX. Yüzyıl Ortalarına Kadar Osmanlı Edebiyatı – XIV

Eğer gece gündüz çalışsan, acizlikten başka bir şey elde edemezdin, ama o Ölçüyle beş türlü ibadet buyurdu. Onun ikisini zenginlere, kalanını da bütün halka verdi.

Bunlardan biri Allah'ın birliğini ve Muhammed Mustafa'nın (a.s.m.) peygamberliğini dil ile söylemektir ve gönülle inanmaktır. Diğeri beş vakitte namazdır, öbürü de yılda bir ay oruç tutmaktadır.

Şehadet sözü, batıl şeylerden Allah'a sığınmaktır. Namaz o kabullenişin hakikatini kulluğunda kaim olmaktır. Oruç tutmak da, o kabullenişin ve kulluğun hakikatini Allah'a bildirmektir. Madem ki Allah'a "Kulunum" dedin, öyleyse o kullukta sağlam durmak gerek.

Namaz ve oruç Allah'ın has nimetidir, onları has kullarına nasip kılmıştır. İkisini de yerine getirmekte kusur etme. Eğer bu ikisinde kusur edersen avamdan olursun, seçkinlerden olmazsın.

Mercimek Ahmet, Sadeleştirilmiştir.

Kabusnâme, 1082 yılında Kûhistan sultanı tarafından Farsça olarak kaleme alınmıştır. Eseri, oğlu Gilan Şah için yazmış fakat aradan dokuz yüz yıl geçmiş olmasına rağmen öğütler hâlen canlılığını devam ettirmektedir. Tarih boyu pek çok padişah, sultan ve devlet başkanı tarafından birçok dünya diline çevrilmiş, birçok edebî, tarihî ve ahlaki esere kaynaklık etmiştir.

Eser, Osmanlılar zamanında İlk defa Fatih Sultan Mehmet'in babası Sultan II. Murat'ın dikkatini çekmiştir. Milletin değer hükümlerini alt üst eden fetret ve kargaşa döneminden yeni çıkılmıştır. Edep, ahlak, emniyet ve nizamda yeniden yapılanmaya ihtiyaç vardır. Babası Çelebi Mehmet'in devlet otoritesini temininden sonra, kendisi de manevî sahada bir teşkilatlanmayı üstlenmiştir. Kabusnâme, ahlaki sahadaki eğitim ve yapılanmayı temin edebilecek eserlerden biri olarak görmüştür. Eser tercüme eden Mercimek Ahmet, bir gün Padişahın elinde kitabı görmüş ve neden bahsettiğini sorunca Padişah meseleyi şöyle ifade etmiş:

"Hoş kitaptır, içinde çok faydalı şeyler ve öğütler vardır, ama Farsça dilincedir. Bir kişi Türkçeye tercüme etmiş, ama anlaşılır değil, açık söylememiş; bundan dolayı hikâyesinden tat bulamayız. Ama bir kimse olsa, bu kitabı açık ve anlaşılır bir şekilde çevirse, tâki anlamından gönüller haz ala."

Bunun üzerine Mercimek Ahmet, "Emir buyurursanız ben tercüme edeyim." diye tercümeye talip olunca, "Hemen tercüme oyiG." buyruğunu almış.

Mercimek Ahmet bin İlyas; şair, edip ve âlim bir kişidir. Tercümeye yeniden telif kadar emek vermiş ve 1432 tarihinde tamamlayarak üzerine düşen görevi bitirmiştir.

Kitapta belli bir konu düzeni içinde dinî, edebî, ahlaki öğütlere yer verilmiştir

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.