KİŞİLİK

14 Ağustos 2013 tarihinde tarafından eklendi.

Kişilik

Bireyin kişilik yapısını iyice anlamak, psikolojik danışmanın önemli amaç ve dayanaklarından biridir. Bireyin kişiliğini anlamak için önce kişilik kavramı üzerinde biraz duralım.
Yeni doğan çocuk, ne bilinen bir kişilik yapısına, ne de çevresindeki kişi, madde ve olaylar hakkında kavramlara sahiptir. Günler geçip bebek büyüdükçe, yavaş yavaş kendi varlığını, çevresinde bulunanlardan ayırt etmeye başlar. Mesela, beşiğinde ayağına dokunduğu zaman hem elinden hem ayağından bir duyum alır. Parmağını emdiği zaman hem ağzından hem parmağından bir duyum hasıl olur. Ama çıngırağının sapını ağzına aldığı zaman ağzında bir duyum hasıl olduğu halde, oyuncakta böyle bir duyum olmamaktadır. Böylece bebek, kendi bedeni ile kendi bedeninden ayrı olan şeyleri ayırt etmeye başlamaktadır. Dokunduğu ayağın, emdiği parmağın, emen ağzın “ben” e ait olduğuna, oyuncağın, battaniyenin, beşik demirinin “ben”in dışında olduğunu anlamaya başlamaktadır. Böylece bebek, bu “ben” , bu da “ben-den harici” kavramlarını geliştirmeye başlar. buna “ayırt etme devresi” denir. Ayağından, ağzından, parmağından ya da vücudunun başka bir yerine dokununca aldığı duyumlar, ayrı yerlerden gelmekle beraber, hep “ben”e ait parçalardır. Buradan da kendine ait bir çok parçalar olduğunu anlamaya başlar. “benden haricinin” de birçok gruplamalara girdiğini kavramaya başlar. Buna da “genelleme devresi” denir. Çocuk büyüyüp olgunlaştıkça ve çevresi ile olan ilişkiler sonucu sosyalleşmesi sağlandıkça, çocuğun “ben kavramı” yani çevresindeki kişi, grup, cisim ve olgular karşısında “ben”in yeri ve durumu daha belirgin şekil kazanmaya başlar. Bireyin sosyalleşmesi, tabiatı ile doğuştan getirdiği biyolojik imkanları, zeka seviyesi, sahip olduğu yaşantı çeşitleri ve zenginlikleri sınırları içinde şekil alacaktır. Bu yaşantılar, a) bireyin mensup olduğu kültüre has ortak yaşantılar, ve b) bireyin yalnız kendinin karşılaştığı kişisel yaşantılardır. Kültüre has ortak yaşantılar yolu ile birey, toplumun kendine yüklediği ve ondan beklediği sosyal rolleri öğrenir. Bu suretle birey, tek bir “ben” değil, bir çok “benlerden” oluşan bir “benlik kavramı” gelişir.
Bireyin, çevresi ile olan ilişkilerinden belli durumlara, kişilere ve olaylara karşı gösterdiği davranımların şekli ve tarzının bireye hasa bir biçimde sistemleşmesinde, bu “benlik kavramı” büyük rol oynar. Bu sistemleşmemiş davranımlar tarzı, onun kişiliğini oluşturmaktadır. Kişinin hayatında karşılaştığı kendine ve kültürüne has bir çok durumlar oluşan küçük “ben”ler sistemleşerek kişiye has bir “benlik sistemi” ya da “benlik kavramı” yaratır. Bunlara bağlı olarak da kişide ona has duygu, düşünce ve davranış sistemi gelişir ki buna kişilik denir.
Bireyin görünüşü, yetenekleri, güldürülerini ihtiyaçlarını, heyecansal yanıtımlarını ve geçmiş yaşantılarını içine alan kişilik, karmaşık, fakat bireyin kendine özgü tümdür. Kişilik, dinamik yani her zaman hareket halinde, değişmeye açık bir tüm olmakla beraber, oldukça sürekliliğe de sahiptir. Bu sebeplerdir ki ele alınan bir birey için sakin, atak, çekingen, kendine güvenir gibi sıfat ve özelliklerle onu tarif etme imkanı olmaktadır.
Kişilik ve gelişmesi hakkındaki bu kavram ve bulgular, psikolojik danışmada bireyi anlamak, onun halihazırdaki davranım tarzının niçinlerini kavrayıp ona göre bir yardımda bulunmak imkanı sağlar.
Bireyin çevresinde olan uyum bozukluklarında onun “benlik kavramı”, yani kendini görüşü, özellikle problemin teşhis ve çözümünde çok önemlidir. Eğer kişinin “benlik” kavramı ile, çevredeki, kimselerin bireyi görüşü arasında çok uyuşmazlık olursa, bu hal, çelişmelere yol açar ve kişi uyum bozuklukları gösterir.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Şu Sayfamız Çok Beğenildi
TÜRK EDEBİYATINDA NATÜRALİZM