MİLLİ EKONOMİMİZİN ESASLARI

14 Ağustos 2013 tarihinde tarafından eklendi.

MİLLİ EKONOMİMİZİN ESASLARI 
 

      İstiklal Savaşından sonra yeni Türkiye Devletinde milli ve bağımsız bir ekonominin kurulması için bütün engellerin ortadan kaldırılması gerekiyordu. Bu da her şeyden önce kapitülasyonların kaldırılmasına bağlı idi. Atatürk bu hususta demiştir ki:

      "Artık serbest ve müstakil bir hayata atılan Türkiye için, iktisadi hayatını boğmakta olan kapitülasyonlar mevcut değildir ve olamaz."

      Lozan Antlaşmasında kapitülasyonların kaldırılması ekonomik kalkınmamıza imkan vermiş, Türk milletini mali ve ekonomik tutsaklıktan kurtarmıştır. Türk Devletinin ekonomik alanda bir varlık olarak kendisini gösterebilmesi için kabul edilen ekonomik prensipler şunlardır:

      1-Türkiye'nin ekonomik bakımdan kendine yeterliğini sağlamak,
      2-Türk toplumunu ileri teknikli bir millet haline getirmek.

      Bu prensiplerin gerçekleşmesi için milli kaynaklarımızı değerlendirmek, yeni bir ekonomi görüşünün doğmasına çalışmak ve sağlam bir ekonomi planına göre hareket etmek gerekiyordu. Atatürk, ekonomik kalkınmanın önemini şu sözleri belirtmiştir:

      "Kılıç ile fütuhat yapanlar mevkilerini, neticede sabanla fütuhat yapanlara terketmeğe mahkumdurlar. Kılıç kullanan kol yorulur. Fakat saban kullana kol her gün daha çok kuvvetlenir ve her gün toprağa daha çok sahip olur.

      "…Siyasi ve askeri muzafferiyetler ne kadar büyük olursa olsun iktisadi zaferle terviç edilmezse husule gelen zaferler payidar olamaz ve az zamanda söner!"

      İstiklal Savaşı bittiği sırada halk çok güç ekonomik koşulların baskısı altında yaşamakta idi. Zengin kaynaklarının büyük bir kısmı düşman ordusu tarafından yok edilmişti. Yüzyıllarca süren yabancı ayrıcalıkları ise Türkiye'nin ekonomik çalışmalarını körletmişti. Bu yüzden Türkiye Devleti zorunlu olarak "Devletçilik" prensibini kabul etti. Devletin sermayesi ile birçok fabrikalar kurulduğu gibi çeşitli bankalar da açıldı.

      1950'de iktidara gelen Demokrat Parti, kişilerin özel teşebbüslerine dayanan "Liberalizm" sistemini kabul etti. Bu suretle gelişmiş olan özgür sermayenin çalışma alanı daha çok genişletilmiş oldu. Ayrıca kanunla saptanan hükümler içinde çalışmak isteyen yabancı sermayenin memlekete girmesine izin verdi. Böylece hem memleketimizin muhtaç olduğu sermaye temin edilecek, hem de ekonomik kalkınmamız hızlandırılmış olacaktı. Esasen daha 1923'te Atatürk, yeni Türkiye Devletinin yabancı sermaye hakkında beslediği düşünceyi şu şekilde ifade etmişti:

      "Zannolunmasın ki biz ecnebi sermayesine hasım bulunuyoruz. Hayır, bizim memleketimiz vasidir, çok say ve sermayeye ihtiyacımız vardır. Binaenaleyh kanunlara riayetkar olmak şartıyla ecnebi sermayelerine lazım gelen teminatı vermeğe her zaman hazırız."

      Milli ekonomimiz esas itibarıyla, ekonomik bütünlüğe dayanmaktadır. Yani Türkiye yalnız bir tarım veya yalnız bir endüstri memleketi olmayacaktır. Ekonominin üç önemli unsuru olan tarım, endüstri ve ticarete aynı derecede önem verilerek milli varlığımızın bu ekonomik temel üstünde yükseltilmesine çalışılmıştır.
 

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Şu Sayfamız Çok Beğenildi
YENİLEŞME DÖNEMİ