weblopedi.com
Ekim 14, 2008, 02:28:12 ÖS *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara GiriÅŸ Yap Kayıt  

Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: MECLİS-İ MEBUSAN'IN TOPLANMASI VE MİSAK-I MİLLİ  (Okunma Sayısı 1619 defa)
Admin
Administrator
Hero Member
*****
Mesaj Sayısı: 17402


Üyelik Bilgileri WWW

Saglik sorunlarinizi yazin doktorlarimiz cevap versin
« : Temmuz 21, 2007, 08:21:21 ÖS »

 

     Amasya'da ortaya konan Erzurum ve Sivas Kongreleri ile gücünü gösteren ulusal iradenin üstünliiğü karşısında "Meclis-i Mebusan"ın toplanması kabul edilmiÅŸti. M. Kemal PaÅŸa, Meclis'in çalışmalarını izlemek için açılıştan önce Ankara'ya geldi. Milletvekillerinin maneviyatlarını güçlendirmek isteyen M.Kemal PaÅŸa, onlara, durumun sanıldığı gibi korkunç olmadığını anlatıyor, bir amaç etrafında toplanmalarını Meclis'te Kuva-yı Milliye ruhunu sürdürmek için bir Müdafaa-i Hukuk Grubu kurmalarını ve kendisini de bu Meclis'e baÅŸkan seçmelerini istiyordu. Kendisi Meclis'e katılmayacak olmasına raÄŸmen, baÅŸkan seçilmeyi ve Müdafaa-i Hukuk'a dayanan Meclis'in kendi istediÄŸi gibi kararları alacağını düşünüyordu.

     Meclis'te kendi iradesinin etkisiz kalacağı endiÅŸesine düşen PadiÅŸah, İstanbul'da seçimleri İttihatçıların kazandığını ileri sürerek Meclis'in toplanmasını geciktirdi. Meclis 12 Ocak 1920 Pazartesi günü PadiÅŸah'ın beyannamesinin okunmasıyla açıldı. Fakat M. Kemal PaÅŸa'nın istekleri yerine getirilmedi. M. Kemal PaÅŸa Meclis BaÅŸkanlığı'na seçilmediÄŸi gibi "Müdafaa-i Hukuk DerneÄŸi" Grubu da kurulamadı. Milliyetçi üyeler "Felah-ı Vatan Grubu"nu kurdular. Bu grup, M. Kemal PaÅŸa tarafından Sivas'ta hazırlanmış bulunan "Misak-ı Milli" metni üzerinde 22 Ocak'ta gizli bir toplantı yaptı ve 28 Ocak'ta gizli bir toplantı da, çok az deÄŸiÅŸikliklerle bu metni kabul etti. Meclis 17 Åžubat 1920 tarihinde bu kararı açıkladı. Ulusal Ant anlamını yaşıyan "Misak-ı Milli"ye göre:

     1- Osmanlı Devleti'nin 3O Ekim 1918 tarihli ateÅŸkes imzaladığı tarihte düşman ordularının iÅŸgali altında bulunan Arap memleketlerinin durumunun, halkın serbestçe verecekleri oya göre belirlenmesi gereklidir. Bu ateÅŸkes sınırları içinde Türk ve İslam çoÄŸunluÄŸu bulunan kısımların tümü, hiç bir ÅŸekilde ayrılık kabııl etmez bir bütündür.
     2- Halkın oyu ile anavatana katılmış olan üç sancakta (Elviye-yi Selase, Kars, Ardahan, Batum) gerekirse halkın oyuna baÅŸvurulmasını kabul ederiz.
     3- Türkiye barışına bırakılan Batı Trakya Hukuki durumunun saptanması da halkın tam bir· hürlükte verecekleri oya uygun olmalıdır.
     4- Hilafet merkezi ve Osmanlı Devleti'nin baÅŸkenti olan İstanbul Åžehri'yle Marmara Denizi'nin güvenliÄŸi her türlü zedelenmeden korunmuÅŸ olmalıdır. Bu esas kabul edilmek ÅŸartıyla Çanakkale ve İstanbul BoÄŸazları'nın dünya ticaret ve ulaşımına açılması konusunda bizimle diger bütün ilgili devletlerin, birlikte verecekleri karar geçerlidir.
     5- İtilaf Devletleri'yle düşmanları ve bazı ortakları arasında kararlaÅŸtırılmış olan anlaÅŸma esasları dairesinde azınlıkların hakları, komÅŸu memleketlerdeki Müslüman halkın aynı haktan yararlanmaları ÅŸartıyla tarafımızdan kabul ve temin edilecektir.
     6- Ulusal ve ekonomik geliÅŸmemiz imkan dairesine girmek ve daha ileri ve düzenli bir ÅŸekilde iÅŸ görmeye baÅŸarılı olabilmek için her devlet gibi bizim de geliÅŸmemizin saÄŸlanması sebeplerinin temninde bağımsız ve tam bir özgürlüğe sahip olmamız varolma esasıdır. Bu sebeple siyasi, adli, mali geliÅŸmemize engel olan kayıtlara karşıyız. Hissemize düşecek borçlarımızım ödenmesi ÅŸartları da bu esasa aykırı olmayacaktır."

     Mebuslar Meclisi, M. Kemal PaÅŸa tarfından hazırlanmış olan Erzurum ve Sivas Kongreleri'nde alınan kararları benimseyen, ulusal sınırlar içinde tam bağımsız bir Türk Devleti'nin esaslarını kapsayan Misak-ı Milli'yi kabul etmekle büyük bir görevi yerine getirmiÅŸ oldu. Oysa, PadiÅŸah, Hükümet ve İtilaf Devletleri Meclis'in toplanması ile ulusal hareketin ortadan kalkacağını umuyorlardı. Sadrazam Ali Rıza PaÅŸa 14 Åžubat 1920'de M. Kemal PaÅŸa'ya gönderdiÄŸi telgrafta "Kuva-yı Milliye'nin hükümet içinde hükümet" olduÄŸunu ileri sürerek, ulusal irade adına söz söylemeye yetkili tek yerin "Meclis-i Mebusan" olması gerektiÄŸini belirtiyor ve hükümet iÅŸlerine karışılmamasını istiyordu. Bunun aksini yapanların cezalandırılacağını hatırlatıyordu. Böylece M. Kemal PaÅŸa'yı ve Heyet-i Temsiliye'yi etkisiz duruma getirmek istiyordu. Bu pasifize etme politikasını gören M. Kemal PaÅŸa bu yazıya karşı bir genelge yayımlayarak, barışın kurulmasına kadar Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk DerneÄŸi'nin ulusal emelleri savunacağını belirtti. Anadolu'daki ulusal iradeye dayanmadan çalışan ne Meclis ne de Hükümet baÅŸalrılı olamazlardı.


     Ä°STANBUL'UN İŞGALİ, MECLİS-İ MEBUSAN'IN KAPATILMASI VE İSTANBUL FETVASI

     Ulusal iradenin Mebuslar Meclisi'nde "Misak-ı Milli" biçiminde belirlenmekte olduÄŸunu gören İtilaf Devletleri, daha Ocak ayı içinde baskı yollarına baÅŸ vurdular. Kuva-yı Milliye'yi destekleyen Harbiye Nazırı Cemal PaÅŸa ile Genelkurmay BaÅŸkanı Cevat PaÅŸa'nın tutumunu 20 Ocak'ta protesto eden bir notayı İstanbul Hükümeti'ne verdiler. Cemal ve Cevat PaÅŸalar, Kuva-yı Milliye'ye subay yollamak, Kuva-yı Milliye'ye silah ve para saÄŸlamak, terhis edilen erleri Kuva-yı Milliye'ye göndermekle suçlanıyorlardı. Hükümet bir açıklama yaptıysa da İtilaf Devletleri Yüksek Komiserleri bunu kabul etmediler. M. Kemal PaÅŸa'nın istifa etmemelerini istemesine raÄŸmen Cemal ve Cevat PaÅŸalar, baskı karşısında 21 Ocak 1920 akÅŸamı istifa ettiler. Fakat Hükümet bu baskıya raÄŸmen, M. Kemal PaÅŸa'nın görüşüne uygun olarak, Yunanlılar'ın muhtemel bir saldırısına hazır olmak üzere, Harbiye Nezareti ile silah ve cephanenin güven altına alınması ve seferberlik ilanı için plan hazırladı. Yine bu plan gereÄŸi Kuva-yı Milliye, Anadolu'da, cephane depolarını, ulaşım ve haberleÅŸme noktalarını ele geçirip seferberlik iÅŸlerini yürütecekti. EÄŸer İngilizler ve Fransızlar iÅŸe karışırlarsa, yani sorun Türk-Yunan sorunu olmaktan çıkarsa, DoÄŸu'da 15. Kolordu Ermeniler üzerine yürüyecekti. EÄŸer milletvekilleri tutuklanırsa, Anadolu'daki İtilaf Devletleri subayları da misilleme olarak tutuklanacaklardı.

     Bu sırada İngilizleri kızdıran baÅŸka bir olay gerçekleÅŸti. "Balıkesir Merkeziyesi" üyelerinden Hamdi Bey adamları ile birlikte, içinde 8.000 Rus TüfeÄŸi, 40 Mitralyöz, 20.000 sandık cephane, muhabere istihkam malzemesi bulunan Gelibolu'daki AkbaÅŸ CephaneliÄŸini bastı. 26-27 Åžubat gecesi Hamdi Bey Fransızların elindeki bu cephaneliÄŸi basıp, silah ve cephaneyi kaçırırken, Dramalı Rıza Bey de Fransız Karagahı'nı bastı. Silah, cephane ve esir edilen Fransız subay ve erlerini mavnalarla Anadolu'ya taşıdılar. İngilizler ve Fransızlar bazı sert yöntemlere baÅŸvurdularsa da etkisi olmadı.

     Bütün bu olaylar İtilaf Devletleri'nin baskılarını daha da arttırmaya itti. Bu baskıların sonunda 3 Mart'ta Ali Rıza PaÅŸa istifa etti ve yeni hükümeti 8 Mart'ta Salih PaÅŸa kurdu.

     Ä°stanbul'un Türkler'de kalmasını istemiyerek kabul etmiÅŸ bulunan Lloyd Geoerge, bu olayların ortaya çıkması ve Adana yöresinde 20.000 Ermeni'nin Türkler tarafından katledildiÄŸi yolunda çıkarılan asılsız haberleri doÄŸru kabul ederek İstanbul Hükümeti'ni sorumlu tuttu. Bu fırsattan yararlanarak, M. Kemal PaÅŸa'yı ve Türkiye'yi istedikleri barış ÅŸartlarına boyun eÄŸdirmek için, hazırlanan bir plan gereÄŸince önce Türk Ocağı'nı bastılar ve 16 Mart'ta da İstanbul'u iÅŸgal ettiler. Åžehzadebaşı Karakolu'nu basan İngilizler yataklarında uyuyan 61 Türk askerine ateÅŸ açtı. BeÅŸ Türk ÅŸehit oldu ve bir kısmı yaralandı. İngilizler'in bu insanlık dışı davranışı sürerken eski Harbiye Nazırı Cemal PaÅŸa giyinmesine bile fırsat verilmeden evinde tutuklanıp öldürüldü. İstanbul'daki bütün resmi yerler iÅŸgal edildi. Harbiye Nazırı'nın odasına giren İngiliz askerleri Fevzi PaÅŸa'nın göğsüne süngülerini dayadılar. Yollar İngilizler tarafından tutuldu. Åžehrin önemli yerlerine top ve makinalı tüfekli birlikler yerleÅŸtirildi. İstanbul'da sıkı yönetim ilan eden İngilizler büyük bir tarihi hata iÅŸliyorlardı. Bir bildiri yayımlayan iÅŸgal kuvvetleri, iÅŸgalin esaslarını açıkladılar:

     1- İşgal geçicidir.
     2- İtilaf Devletleri'nin niyeti Saltanat Makamı'nın nüfusunu kırmak deÄŸil, aksine olarak Osmanlı idaresinde kalacak memleketlerde nüfusu kuvvetlendirmektir.
     3- TaÅŸralarda isyan çıktığı veya katliam yapıldığı takdirde, İstanbul Türkler'den alınacaktır.
     4- Herkesin, Saltanat Makamı olan İstanbul'dan verilecek emirlere uyması gereklidir.

     Böylece M. Kemal PaÅŸa'nın otoritesinin kırılacağı umuluyordu. İstanbul'un iÅŸgalinin tek sorumlusu olarak, taÅŸradaki isyan olarak kabul ettikleri Kuva-yı Milliye'yi gösteriyorlardı.

     Ä°stanbul Hükümeti, iÅŸgalin haksızlığını protesto etti. PadiÅŸah'ı ziyaret eden bir kısım milletvekili, PadiÅŸah'tan, Meclis'in kabul etmediÄŸi hiç bir antlaÅŸmayı imzalamamasını istediler. İstanbul'un iÅŸgalinden büyük bir korkuya kapılan PadiÅŸah, "Düşmanlar isterlerse yarın Ankara'ya giderler" inancı ve "Bir millet var, koyun sürüsü, bir çoban lazım, o da benim."görüşüyle bu önerileri red etti. İngilizler Meclis'i basarak milliyetçi milletvekillerinden Rauf Bey ve Kara Vasıf Beyler'i Meclis'in direnmelerine raÄŸmen tutukladılar. Bu hareketiyle Türk Ulusu'nu yıpratacaklarını ve M. Kemal PaÅŸa'nın liderliÄŸinde doÄŸmuÅŸ bulunan ulusal iradeye büyük bir darbe indireceklerini sanan İngilizler, sömürgelerinde izledikleri bu yöntemlerin Türkiye'de geçerli olacağını sanıyorlardı. Oysa, ne kadar yanıldıklarını, M. Kemal PaÅŸa gibi bir "dahi" ile karşılaÅŸtıklarını göreceklerdir. İşgal ve tutuklamalar M. Kemal PaÅŸa'ya, İngilizler'in beklentilerinin tam aksine,büyük güç ve fırsat verecektir.

     Salih PaÅŸa Kabinesi Kuva-yı Milliye'ye karşı baÅŸarısız görülerek 28 gün sonra istifa etmek zorunda bırakıldı. PadiÅŸah İngilizler'in isteÄŸi üzerine Damat Ferit PaÅŸa'yı yeniden iktidara geçirmeye karar verdi. Bu isteÄŸin çok zararlı olduÄŸunu belirten Meclis BaÅŸkan Vekili Hüseyin Kazım Bey'e PadiÅŸah "ben istersem Rum PatriÄŸini de getiririm, Hahambaşıyı da getiririm." demiÅŸti, ve "Getirirsiniz ama yararı olmaz" yanıtına da "Ben, öyle karar verdim, getireceÄŸim" diyerek, Damat Ferit PaÅŸa'yı Sadaret'e getirdi. Kuva-yı Milliye'ye karşı olan her yola baÅŸvurmaya kararlı olan PadiÅŸah, Meclis'ten de hoÅŸnutsuzdu ve 11 Nisan'da Meclis-i Mebusan'ı dağıttı. Kararda dört ay içinde yeniden seçim yapılacağı yazılı idi. 11 Nisan'da bir yandan Meclis dağıtılırken, diÄŸer yandan Damat Ferit PaÅŸa bir beyanname yayımladı ve yine aynı tarihte Ferti PaÅŸa'nın isteÄŸi ile ve kendisinin ifadesine göre İngilizler'in ısrarıyla, Kuva-yı Milliye aleyhine Åžeyhülislam Dürrizade Abdullah imzasıyla fetva yayıladı. Buna PadiÅŸah'ın fermenı eklenerek her üç metin bir arada basılarak Yunan ve İngiliz uçakları ile Anadolu'ya dağıtıldı. Ferit PaÅŸa'nın beyannamesinde, Birinci Dünya Savaşı'na istemiyerek sürüklenildiÄŸi, yenilmekten kurtulanılamadığı, Mondros AteÅŸkes AteÅŸkes'i ile çok kötü bir duruma düşüldüğünü belirttikten sonra, bazı çıkarcıların Anadolu'da ulusal teÅŸkilatlar kurdukları, bu nedenle İstanbul'un iÅŸgal edildiÄŸi, bu kiÅŸilerin kanunlara aykırı olarak halktan para ve asker topladıkları ileri sürülerek, piÅŸman olup bir hafta içinde teslim olanların af edileceÄŸi, diÄŸerlerinin ise ÅŸiddetle cezalandırılacağı açıklanıyordu. Fetva'da ise Ulusal Mücadele'yi yönetenler PadiÅŸah'a baÅŸ kaldırmış, hak tanımayan, PadiÅŸah'ın izni olmadan vergi ve asker toplayan, kendi çıkarlarını düşünen zorbalar, Halife'yi dinlemeyen dinsizler olarak gösterilmekteydiler. Bu nedenle onlar ve onlarla birlikte birlikte olanların temizlenmesi temizlenmesi "vacip" bunların öldürülmesi "meÅŸru ve farz" olduÄŸu belirtiliyordu. Buna muktedir bütün müslümanların Halife'nin etrafında toplanması, bunların üzerine gönderilen askerlerin kaçmasının büyük günah olduÄŸu ve ahirette eziyet çekecekleri söyleniyor, onları öldürenlerin gazi, onlar tarafından öldürülenlerin ise ÅŸehit oldukları ilan ediliyordu. İngilizler bu yöntemle Ulusal Mücadele'yi Müslümanı-Müslümana, Türk'ü-Türk'e kırdırarak boÄŸabilmeyi düşünüyorlardı. Din ideolojisinin çok etkili olduÄŸu toplumda bunun etkisi görüldü ve Anadolu'da yaygın ayaklanmalar çıktı.
 
Logged
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediÄŸiniz yer:  

hosting teknoloji egitim saglik saglik oss Teknoloji gebelik kadin

 

S   0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 

51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 

101 102 102 103 104 105 106 107 108 109 110

 

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.6 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.083 Saniyede 18 Sorgu ile OluÅŸturuldu