|
1
|
Sağlık / Hastalıklar / Kuduz
|
: Temmuz 21, 2008, 11:30:31 ÖS
|
|
KUDUZ Tehlikeli bir virüs hastalığıdır. İnsana kuduz bir başka insan veya hayvanın ısırmasıyla bulaşır. Bulaşan virüsün vücutta üreyebilmesi için beyin dokusuna ulaşması gerekir. Virüsün ışınlan yerden beyin dokusuna ulaşması gerekir Virüsün ışınlan yerden beyin dokusuna ulaşıncaya kadar geçen zamana "kuluçka devri" denir. Bu nedenle kuduzda kuluçka devri ışınlan yerin beyine uzaklığına bağlıdır. Bu devir 20-60 gün arasında sürebilir. Kuduz şüpheli bir temas durumunda kalan kişiyi hemen başlamak üzere bu kuluçka döneminde aşılamak gerekir. İlk aşı L.Pasteur tarafından bulunmuştur. Günümüzde bu aşıların cinsleri çoğalmıştır. İlk dönemlerde oldukça yan etkilere sahip olan canlı aşılar yerine günümüzde oldukça risksiz aşılar elde edilmiştir. Kuduz şüpheli bir hayvan tarafından ışınlan kişilerin aşıdan önce alacağı bazı önlemler de vardır. Işınlan kişi öncelikle ışınlan bölgeyi çok iyi yıkamalıdır. Sabun ve sıcak su en idealidir. Bunlar bulunmadığı takdirde varsa kola, kahve dahi yıkamada kullanılır. Yıkamadan sonra üzerine bir dezenfektan sürülürse çok iyi olur. Fakat bütün bunlar yapıldı diye kesinlikle aşıdan kaçınılmamalıdır. Yapılacak bir başka işlem de mümkünse ısıran hayvanın yakalanarak gözetim altına alınmasıdır. Çünkü her ısıran hayvan kuduz olmayabilir. Bunun teşhisi tedavinin boş.yere yapılmaması için gereklidir. Eğer hayvan kuduzsa bir hafta içinde ölür. Değilse ve aç bırakılmayacak şekilde bakılan bir hayvan ölmeyecektir. Bu durumda ışınlan kişi için hem tedavi kesilir, hem de boş korkular bitecektir. Bunlar yapılmayan bir kişide kudurmanın en belirgin özellikleri havadan ve sudan korkmadır. Hasta küçük bir hava akımından büyük korku duyar. Bu iki belirti de sinirsel kökenlidir ve hastada öldürücü bir boğulma, soluk tıkanması duygusunu uyandırır. Bundan başka hastada. ağrılar, karıncalanmalar ve kaşıntılar meydana gelir. Bu aşamadan sonra hastada frenlemeyen ruhsal ve sinirsel çalkantılar göze çarpar. Işıktan gözleri kamaşır," kokulara ve dokunmalara karşı hassas hale gelir. Soluk sayısı artar, ateş yükselir. Felç ortaya çıkar.
|
|
|
|
|
2
|
Biyoloji / Biyoloji Konu Anlatımı / Kromozom
|
: Temmuz 21, 2008, 11:28:43 ÖS
|
|
KROMOZOM : Bir canlının her hücresinin çekirdeği içinde bulunan ve hücrenin bölünmesi sırasında belirli hale geçen gen adı verilen kalıtım maddelerini taşıyan,muhtelif şekilli yapılardır. Alyuvarlarda yoktur. İyi boya tutar. Kimyasal yapısı protein ve DNA (Deoksiribonükleikasit)dır. Her hücrede değişmez bir kromozom sayısı vardır. Bunların yarısı bireyin anasından, yarısı babasından gelir. Ana ve babadan gelen kromozomlar çift olarak bulunur (Bakteri gibi çekirdeği olmayan bazı basit yapılı canlılarda sitoplazma içinde tek bir kromozom vardır). Bir çiftin iki parçasına homolog kromozomlar denir. Hem biçim hem de büyüklük bakımından aynı olan homolog kromozomlar, her iki eşeyin hücrelerinde aynen bulunurlar. Bütün bu çiftlere otozomlar denir. Bir çift kromozom ise farklılık gösterir. Bu kromozomlara eşey kromozomları adı verilir. Memelilerin ve böceklerin eşey kromozomu, kancalı olan (y) kromozomu adını alır. Dişilerde (xx), erkeklerde (xy) kromozomu vardır.
|
|
|
|
|
3
|
Kimya / Kimya / Krom
|
: Temmuz 21, 2008, 11:26:58 ÖS
|
|
KROM: Sembolü Cr, atom numarası 24, atom ağırlığı 52, yoğunluğu 7,19 grfcm3,ergime noktası 1875°Ç, kaynama noktası 2655°C'dır. Bileşiklerinde +2, +3, +6 değerliğini alır. Periyodik sistemin VIB grubunda, molibden, volfram gibi ağır metallerle beraber bulunur. En önemli filizi kromittir. Kromit az miktarda demir oksitle karışmış bir krom oksittir. Kromit yurdumuzda ilk defa 1848 yılında Bursa'nın Harmancık bölgesinde bulunmuş ve işletmeye başlanmıştır. Krom, sert, gevrek ve parlak bir metaldir. Havada değişikliğe uğramaz. Sudan etkilenerek oksitlenmez. Bundan dolayı yüzeyi uzun süre parlaklığını korur. Bu nedenle, havadan etkilenen birçok metalin yüzeyi kromla kaplanarak (kromaj) havanın etkisiyle paslanmaları önlenir. Ayrıca, parlak güzel bir görünüş almaları sağlanır. Otomobillerde gümüş gibi parlayan metal kısımların hepsi krom kaplamadır. Koltuk, masa vb. birçok metafeşya da ya nikel, ya da krom kaplamadır. Kromun, kromat ve bikromat bileşikleri kuvvetli yük-seltgendir. Bu nedenle yükseltgen olarak, diğer bazı tuzları, boyacılıkta, mordan olarak kullanılır.
|
|
|
|
|
4
|
Felsefe Ders Notları Felsefe Konu Anlatımı / Felsefe Konuları / Kritias
|
: Temmuz 21, 2008, 11:25:35 ÖS
|
|
Kritias: Sofist bir filozoftur. Sofistlerin genel görüşlerine bağlı kalmış olup din hakkındaki görüşleriyle sofistik felsefenin savunucusu olmuştur. Kritias, tanrıların (politehist) tamamıyla keyfi olan, politik hesaplarla bulunmuş birtakım kuruntulardan başka bir şey olmadığını savunmuştur.
|
|
|
|
|
5
|
Edebiyat, Türkçe / Biyografi / Kristof Kolomb
|
: Temmuz 21, 2008, 11:24:17 ÖS
|
|
Kristof Kolomb: Kristof Kolomb 1451-1506 tarihleri arasında yaşamış Amerika'nın kâşifi. Tarihin en büyük denizcilerinden biridir. Cenova'da doğdu. Babası dokumacıydı. Kristof Kolomb Pavia Üniversitesi'ne girmiş, burada astronomi, geometri, kozmografya okumuştur. Kristof Kolomb Cenova'dayken 19-20 yaşlan arasında ilk defa denize çıkmaya başlamıştır. Ege Denizi'ne, bir iki seyahat yapmıştır. Dünyanın yuvarlak olduğuna inanmış, hep Batı'ya doğru gidilirse Asya: ya ulaşılacağını ileri sürmüştür. Kristof Kolomb, devamlı araştırmaları, görmüş geçirmiş denizcilerle devamlı temasları sonunda, büyük Batı yolculuğuna. çıkmaya karar verdi. 1492 yılının nisan ayında bu sefere çıkabilmek için ispanya Sarayı ile anlaşma imzaladı. "Santa Maria", "Pinta", "Nina" adlarında üç gemi ile 3 Ağustos 1492'de yola çıktı. 13 Ekim'de kendisinin Hindistan adaları saydığı Bahama Adaları'na ayak bastı. Bu ilk seferinde Rum Çay, Long Island, Crocked Island, Küba ve Haiti adalarını keşfetti. 4 Ocak 1493'de dönüş yolculuğuna çıktı. İspanya'da muzaffer bir komutan gibi karşılandı. Bundan sonra Kristof Kolomb'un Amerika seferi daha oldu. Dördüncü Amerika seferinin dönüşünde hastalandı ve 1506N yılında öldü
|
|
|
|
|
6
|
Kimya / Kimya / Kristal ve Kristalleşme
|
: Temmuz 21, 2008, 11:19:47 ÖS
|
|
KRİSTAL VE KRİSTALLEŞME
Kristal, bazı cisimlerin geometrik şekiller halinde katılaşmış halidir. Bu geometrik şekiller, düzlemlerin belli açılarla birbirini kesmesiyle oluşur. Kristaller halinde katılaşan bir cisimde, birbirine benzeyen birçok parça vardır. Bu parçalardan her birine kristal, bu şekilde katılaşmaya da kristalleşme denir. Her maddenin kendine özgü bir kristal şekli vardır. Örneğin yemek tuzunun kristalleri küp, şapınkiler ise 8 yüzeyli piramit şeklindedir. Bir maddeyi kristalleştirmek için bazı usuller vardır. Bu usullerden birincisi, kristalleşecek maddenin sıcakta doymuş eriyiğinin hazırlanarak bu doymuş eriyiğin soğutulmasıdır. Kristalleşmenin ikinci yolu süblimleştirmedir. Süblimleştirme, ergimeden buharlaşabilen herhangi bir katı maddenin buharlarının soğuk bir yüzeye çarptırılarak o yüzey üzerinde kristalleşmesidir. Bazı kristallerin; elmas, kükürt, kuvars vb. kristallerin yapılarında olduğu gibi, su yoktur. Bir çoklarında ise, örneğin, şap, soda, göztaşı, alçı kristallerinde olduğu gibi içerisinde su vardır. Bu suya, kristal suyu denir. Kristal suyu olan bir maddenin kimyasal formülü yazılırken, yapısında kaç molekül kristal suyu varsa, asıl formülün önüne virgül işaretinden sonra yazılır. Örneğin çamaşır sodası Na2CO3 10H20'dır. 10 H2 0 bu maddede 10 molekül kristal şüyu olduğunu gösterir.
|
|
|
|
|
7
|
Sınavlar / Nedir / KREŞENDO
|
: Temmuz 21, 2008, 11:18:03 ÖS
|
|
KREŞENDO Seslerin gittikçe kuvvetleneceğini gösteren nüans işareti.
|
|
|
|
|
8
|
Dersler / Lidyalılar / Kral Yolu
|
: Temmuz 21, 2008, 11:17:04 ÖS
|
|
Kral Yolu : Lidya Kralı Giges tarafından yaptırılmıştır. Kral yolu, Efes kentinden başlayıp Sard, Gordiyon, Ankara, Ptaria, Zela, Komana, Sivas, Malatya, Harput, Diyarbakır, Ninova, Erbil, Babil, Zohap ve Sus'ta sona eriyordu. Doğu'da Asur, Batı'da iyonya arasında ticaretin sağlanması bu yolla olmuştur.
|
|
|
|
|
9
|
Sınavlar / Nedir / Köy
|
: Temmuz 21, 2008, 11:15:36 ÖS
|
|
KÖY Toprağa yerleşen toplumların en küçük yerleşim birimidir. Tarımsal ekonomi açısından en ilkel birimdir. Köyde yaşayan kimselere köylü denir. Feodal yapı içerisinde senyöre bağlı bir sınıftır. Senyörün toprağını vergi karşılığı işler, Osmanlı toplumunda reaya adını alır. Batıdan farklı özelliklere sahiptir. Toprağı işlemek şartıyla toprağın sahibidir. Toprağı üç yıl üst üste işlemezse toprağı elinden alınırdı, ilerlemiş toplumlarda da bir sınıf özelliği olarak varlığını sürdürür. Genellikle sosyal baskının fazla olduğu yerleşim alanlarıdır. Dışarıya sattığı ve dışarıdan aldığı üretim malları sınırlıdır. Sosyal yaşamda âdet-törelerin baskısı fazladır. Küçük birim olması, genellikle birbirleriyle akraba olmaları sosyal baskıyı artırır. Şehirlerde görülen gelişmeler köylerde daha uzun vadeli olarak gerçekleşir. Ekonomileri tarımcılığa ve hayvancılığa dayanır.
|
|
|
|
|
10
|
Edebiyat, Türkçe / Biyografi / Köstebek
|
: Temmuz 21, 2008, 11:13:55 ÖS
|
|
KÖSTEBEK Köstebekgiller familyasından yeraltı yumrusu yiyen bir memeli türü. 5 alt türü ile Avrupa ve Asya'da yaşar. Uzunluk 14-16 cm., kuyruk 2, 5-3, 3 cm. omuz yüksekliği 5 cm.dir. Postu ince ve kadifemsi, çoğunlukla siyah, bazen kahverengimsi ya da gri ya da mavimsi tonludur. Afyon tanesi büyüklüğünde posta gömülü gözleri yüzünden genellikle kör sanılır. Kepçesiz küçük kulakları ve pembemsi et rengi burun ucu vardır. Yeraltındaki yuvasının ve gidiş yollarının kazılmış toprağını toprak üstünde bir tümsek halinde teper. Yuvalafı yeraltında birbirine geçitlerle bağlıdır. Soğukta toprak altına çekilir ama, kış uykusuna yatmaz.
|
|
|
|
|
11
|
Savaşlar ve Barışlar / Savaşlar ve Barışlar / Kösedağ Savaşı
|
: Temmuz 21, 2008, 11:09:22 ÖS
|
|
KÖSEDAĞ SAVAŞI: 3 Temmuz 1243 yılında Anadolu Selçuklu Devleti ile Moğollar arasında bugünkü Zara ile Suşehri arasındaki Kösedağ eteklerinde.yapılmış bir savaştır. Anadolu Selçuklu hükümdarı II. Gıyapoddin Keyhüsrev, babası I. Alaattin Keykubad'a hiç benzemiyordu. Kötü huyluydu, devlet işlerinden anlamıyordu. Yer yer karışıklıkların çıkması ile devlet zayıflamaya başladı. Baba ishak adında bir Türkrnen dervişi Doğu Anadolu'da isyan çıkardı. Âsilerin şehirleri yağma etmeye başlamasından faydalanmak isteyen Moğollar da Anadolu üzerine yürüdüler. A. Selçuklu ordusu ile Moğol ordusunun yaptığı bu meydan savaşını Moğollar kazandılar. Bu savaştan sonra Anadolu Moğollar'ın eline geçmiş oldu. Moğollar'la barış yapıldı. Buna göre; Anadolu Selçukluları Moğol egemenliğini kabul ettiler ve Moğollar'a vergi vermeye başladılar.
|
|
|
|
|
12
|
Dersler / Osmanlı Devletinin Gerileme Dönemi / Köprülüler Devri
|
: Temmuz 21, 2008, 10:54:06 ÖS
|
|
Köprülüler Devri : Osmanlı Devleti'nde görev almış vezir ailesi. Köprülüler devri, Köprülü Mehmed Paşa'nın sadrazam olmasıyla başlar. Köprülü Mehmed Paşa, Osmanlı tarihinde hiçbir sadrazamın padişahtan istemeye cesaret edemediği yetkileri istemiştir. Bu yetkiler, yaptıklarına asla karışılmaması, hakkında yapılan şikâyetlere önem verilmemesi, devlet memuriyetlerinde yapacağı tayinlere ve azillere karışılmamasıydı. Saltanat naibesi Turhan Valide Sultan, Mehmed Paşa'nın bütün bu isteklerini kabul etti ve 15 Eylül 1656'da 78 yaşındaki Mehmed Paşa'ya mühr-i hümâyun verildi. Bu şekilde II. Viyana kuşatmasına kadar 27 yıl devam eden Köprülüler devri başlamış oldu. Köprülü Mehmed Paşa devrinde Ve-nedikliler'le savaşıldı ve başarı kazanıldı. 1658'de Erdel'e düzenlenen seferin serdar-ı ekremi oldu ve bu eyaletteki ayaklanmayı bastırdı. Yine aynı yıl içinde Anadolu'daki Celalîler üzerine yürüdü ve ayaklanmayı önledi. Almanya, Fransa ve Hindistan'la iyi ilişkiler kuruldu. Köprülü Mehmed Paşa, 30 Ekim 1661'de ölmüştür. Birinci vezirlere sadrazam denmesi Köprülü Mehmed Paşa zamanında başlamıştır. Köprülü Mehmed Paşa ölürken yerine oğlunun getirilmesini vasiyet etmiş ve oğlu Köprülüzade Fazıl Ahmed Paşa'nın sadaretinde Almanya'ya savaş ilan edilmiş (1663), Uyvar Kalesi de fethedilmiştir. 1664'de Vaşvar Antlaşması imzalandı. Kandiye Kalesi alındı ve Venediklilerle barış imzalandı. Fazıl Ahmed Paşa 1672'de de Kamaniçe Kalesi'ni fethetmiştir. 1676'da Fazıl Ahmed Paşa ölmüştür. Osmanlı Sadareti'ndeki III. Köprülü, Köprülüzade Fazıl Ahmed Paşa'nın kardeşi Fazıl Mustafa Paşa'dır. Fazıl Mustafa Paşa 25 Ekim 1689'da sadarete getirilmiştir. II. Süleyman, Mustafa Paşa'ya da geniş yetkiler vermiştir. Bunun üzerine ülkede büyük bir malî ıslahat yapılmış, 1690'da Belgrad fethedilmiştir. Mustafa Paşa, 16 Ağustos 1691'de Salankamen Meydan Muharebesi'nde şehit olmuştur. Osmanlı sadaretindeki IV. KöprülüKöprülüzâde Damad Nûman Paşa'dır. Nûman Paşa, 16 Mayıs 1710'da sadarete getirilmiştir. Sadareti 3 ay 3 gün sürmüştür. Sadrazamlıktan istifa ettikten sonra birçok görevlerde bulunmuş ve 1719 yılında ölmüştür. V. Köprülü, Köprülüzade Abdullah Paşa'dır. Abdullah Paşa, 1701'de vezir olmuş, 1703'de sadaret kaymakamlığına getirilmiştir, iran seferinde başkumandan iken şehit düşmüştür. VI. Köprülü, Köprülüzade Esad Paşa'dır. Esad Paşa, Fazıl Mustafa Paşa'nın küçük oğludur. Esad Paşa 1717'de vezir olmuş, 1726'da ölmüştür. Köprülüler Osmanlı Devleti yönetiminde çığır açmıştır. Köprülüler zamanında padişahlar, sadrazamlara tanımadıkları hakları Köprülüler'e tanımışlar ve bu sayede diledikleri işi yapabilen Köprülüler, devletin malî, idarî birçok kurumunu düzene koymuşlardır.
|
|
|
|
|
13
|
Edebiyat, Türkçe / Biyografi / MEHMET FUAT KÖPRÜLÜ
|
: Temmuz 21, 2008, 10:49:43 ÖS
|
|
MEHMET FUAT KÖPRÜLÜ: 20. yüzyıl edebiyat tarihçisi, hukuk öğrenimini yarıda bırakarak edebiyat, tarih, toplumbilim alanlarında çalıştı. Öğretmenlik, öğretim üyeliği, milletvekilliği görevlerinde bulundu. Edebiyata, Fecr-i Âti topluluğunda şair olarak başlayan Fuad Köprülü, bilimsel çalışmalarıyla Türk edebiyatı tarihine önemli katkılarda bulundu. 1924'te Türkiyat Enstitüsü'nü kurdu. Millî Tetebbûlar Mecmuası, Türkiyat Mecmuası,Türk Hukuk ve iktisat Tarihi Mecmuası, Ülkü gibi dergileri yönetti, islam Ansiklopedisine 70'ten fazla madde, dergilerde kalan yüzlerce yazısıyla kültürümüze büyük hizmetler verdi. Önemli eserleri: Türk Edebiyatı Tarihi I (1920-21), Türk Edebiyatında ilk Mutasav- vıflar (1919), Türkiye Tarihi (1923), Azeri Edebiyatına Ait Tedkikler (1926), Divan Edebiyatı Ansiklopedisi (1932-1934), Türk Saz Şairleri (5. cilt), Edebiyat Araştırmaları (1966).
|
|
|
|
|
14
|
Edebiyat, Türkçe / Biyografi / KÖPEK TENYASI
|
: Temmuz 21, 2008, 10:46:40 ÖS
|
|
KÖPEK TENYASI Parazit yaşayan yassı bir kurttur. Esas adları Ekonokokus'tur. Ergin halini köpekte geçirir. Ama konağı genellikle koyunlar, zaman zaman insanlardır. Diğer tenya türlerinin boyları çokkısadır. Yaklaşık 3-5 mm. kadardırlar. Köpeklerin dışkılarıyla yumurtaları dışarıya atılır. Dışkı bulaşmış tüylerin okşanması sonucu insana bulaşabilir. Bu yolla bağırsağa geçen yumurta burada açılır. Bağırsaktan karaciğere, oradan kan dolaşımına geçer. Bu yolla akciğere, kalbe, beyne yerleşebilir. Kendisi küçük olmasına karşılık başta karaciğer olmak üzere sayılan organlarda çok büyük kitleler meydana getirebilir. Çoğunlukla ameliyatla dışarı çıkarılması gerekir.
|
|
|
|
|
15
|
Edebiyat, Türkçe / Biyografi / KÖPEKLER
|
: Temmuz 21, 2008, 10:44:56 ÖS
|
|
KÖPEKLER: Önceleri kurt oldukları sanılan bu hayvanlar, 12 bin yıldan beri insanların yanında yaşamaktadırlar. Hatta insan otoritesini kabul eden ilk hayvanlardan biridir. Eldeki bulgular M.Ö. 10.000 yılında insanın köpeği evcilleştirdiğini ortaya koyuyor. Bu ilk evcil köpek, Avrupa kurdunun soyundan gelmedir. İnsanoğlu, Avrupa ve Asya kurdunu çeşitli biçimlerde çiftleştirerek günümüzde 145 köpek türü üretmeyi başarmıştır. Toplam olaraksa 400 köpek türü vardır. Koku alma ve işitme duyusu çok gelişkin olan bu hayvanlar bir seferde 16 yavru doğururlar (Foks Teriyerse 23 yavru doğurur). Işıkla gölgeyi, siyahla beyazı ayıran köpek gözü,renkleri ayıramaz.Köpeklerin bir başka ilginç özellikleri de utanmalarıdır. Tüyleri fazla kırpılan bazı köpekler, utançtan günlerce saklanırlar. Köpekler: Görev köpekleri (Mastiff, iri Danimarkalı, Pirene çoban köpeği, Saint Bernard köpeği, yerli çoban köpekleri, Doberman Pinsdea, Alman kurt köpeği, Bokser Bulldog, Boston Teriyeri); spor köpekleri (ingiliz setteri, Colli Retriver, İngiliz spaniel); kara av köpekleri (Afgan tazısı, İrlanda kurt tazısı, Rus kurt tazısı borzgi, Gazel tazısı, Tilki tazısı, Harrier, Basset); Terrierler süs ve salon köpekleri (Kaniş, Grizzon, İtalyan tazısı, Apso, Kelebek köpeği, Malta köpeği, Panuranya, Pekin köpeği) diye gruplandırılırlar. Ülkemizde de Anadolu çoban köpeği ve Kangal köpeği oldukça ünlüdür.
|
|
|
|
|