PSİKANALİTİK YAKLAŞIM

14 Ağustos 2013 tarihinde tarafından eklendi.

Psikanalitik Yaklaşım

Psikanalitik kuramın kurucusu Freud, (1962)’a göre insan davranışları, içgüdüsel haz ve doyum arayan “id” toplum değerini temsil eden “süper ego” ve bu ikisinin isteklerini gerçeklik ilkesine göre karşılayan “Ego” güçlerinin “bilinç” ve “bilinçaltı” düzeydeki etkileşimlerinin bir ürünüdür.
Psikanalitik oryantasyonu olan terapistler de, psikoterapi yaklaşımlarının pek çoğunda ortak olan tutumları benimserler. Görüşmede değerlendirici ve yargılayıcı olmayan “Hoşgörülü” bir tutum içindedirler, görüşen kişi ne söylerse hiçbir sansür uygulamadan ve yargılamadan hepsini hoşgörü ile karşılar ve kabul ederler, centilmenlik kurallarının uygulandığı uygun bir ortam yaratırlar. Bireyin anlattıklarını kabul ya da reddettiğine ilişkin hiçbir ipucu vermemeye çalışırlar.
Psikanalitik yaklaşımda, terapistin uygulamadaki en belirgin özelliği “direnç” davranışını analiz yöntemi ve buna ilişkin “yorumlara” verilen önemdir. Psikanalitik yaklaşımda bireyin yaklaşımları önemli görülür. Kişinin türlü kaygılarla “bilinçaltı” malzemelerinin sözel olarak anlatılmasını engelleyen her şey “direnme” olarak düşünülmektedir. Analitik bir tutum izleyen terapist özellikle bireyin kendisini anlatmasını engelleyen faktörler üzerinde önemle durur. Direnç’in bireyin içsel probleminden ya da çatışmalarından kaynaklandığı varsayılır. Terapistin amacı, kişideki bu çatışmanın kaynağını bulmak ve bireyin bu durumun farkına varmasını “ bilince” çıkmasını sağlamak, problemin nedeni konusunda bilinçlendirmektir.
Psikanalitik yaklaşımda “Yorumlama”, terapistin, bireyin bilinçaltı duygularına, isteklerine, korkularına dikkatini çekmesidir. Yorumlama uzun bir hazırlık döneminden sonra bireyin bunları görüşmeye yatkın olduğu bir zamanda, tecrübeli bir psikanalist tarafından yapılır. Uygun zamanda yapılmayan yorumlar hastayı daha kötüye götürebilir. Uygun olarak yapılan yorumlar ise hastayı sıkıntılarının kaynağı hakkında bilinçli hale getiri ve hatayı rahatlatır.
Psikanalitik yaklaşımda, bir teknik olarak yararlanılan önemli bir kavram da “Yüzleştirme”dir. Yüzleştirme kişinin terapiste anlattıkları şeyler arasındaki zıtlıkları, farklılıkları ve tutarsızlıkları gündeme getirmek ve bireyin dikkatini çekmektir. Yüzleştirmenin yorumlamadan olan önemli farkı, yüzleştirmenin kişi tarafından ifade edilmiş, belirli düzeyde bilinçte yer alan konular üzerinde, yorumlamanın ise bilinçaltı duygu, istek ve korkulara yönelik olmasıdır. Yüzleştirmenin de uygun bir zamanda uygun bir şekilde tecrübeli uygulayıcılar tarafından yapılması gerekir.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Şu Sayfamız Çok Beğenildi
Batılılaşma