"Çevrebilim"!! kimin uydurması?

14 Ağustos 2013 tarihinde tarafından eklendi.

Ekolojide;  ' Ne kadar İnsan Merkezlilik ?! ' sorusu:

(Post-MODERN  Çılgınlık)       

               

 

Yerküre üzerinde yaşanan 'post modernist' düşünce süreci; gerisinde kavram kargaşası / istismarı yaratan bir mirası akademiye bırakmıştır. Böyle bir defacto (fiili) mirası kucaklarında bulan bilimciler bu tıkanıklığı aşmaya yönelik olarak, üç (3) ekole ayrılmıştır.

a) I. Ekol; Farklı kavramları birbirleriyle eşitlemek /özdeşleştirmek. ('Post modernist') (İşine nasıl gelirse öyle kullan mantığı) (Takiyeci – bilim)

b) II. Ekol; Bilim dallarında yaşanan pozitivist enflasyon. Her kavrama karşılık gelen kelimenin sonuna 'bilim' kelimesi eklenerek, yapılan küçük ölçekteki 'bilimsel'! savunma mevzileri.(normatif çılgınlık)

c) III. Ekol; Kelimelerin gerçek anlamına fenomenolojik açılımlar getirerek, kuramın özünü savunan çalışmalar. Holistik (bütünsel) çalışmalar.

Post modernizm döneminin, temel özelliği, modernist dönemden farklı olarak, kelimelerin (kavramların) istismar edilmesidir. İşte tam bu noktada; Ekolojizm ile Modernizm ya da Post-modernizm arasındaki farkı netleştiren aşağıdaki soruya verilen cevap önem taşımaktadır.

'NE KADAR İNSANMERKEZLİLİK ? '   (Çevreci Yazına Bir Atıf)

'Bazı ekologların ve biyologların 'Sıg ekolojik' olarak tanımladığı 'çevre' anlayışlarını insan merkezli , derin ekoloji anlayışını ise biyomerkezli olarak nitelendirmeleri insan merkezli ile kendimerkezli (ego-centrik) bencil kavramlarını ontolojik olarak ayırt etmediğinden, dolayısı ile, sosyo ekoloji ile fizik ekolojinin birliği açısından 'sığ'lığın ne olduğunun yorumunda ciddi endişelere yol açmaktadır' (Kaplan H. 160). 2005 Şehircilik Çalışmaları, Nobel yayın)

Hemen belirtmek gerekir ki; 'Ne kadar insan merkezlilik?' sorusunu yönelten bir bilimcinin zihinsel karmaşası; henüz modernist kuluçka dönemini

tamamlayamadan yuvasından uzaklaşmış, Post-modernist düşünce bataklığında, (çelişkiler içinde) debelenen çirkin bir 'ördek' yavrusunun  dramı ile özdeşleştirilebilir.

Ekolojiyi  de kapsayan 'Ekolojist Bilim Paradigması'; Tüm eklektik! 'Merkezci' düşünceleri red eder. 'Çevre merkezci', 'insan merkezci', 'bio merkezcilik' gibi gruplandırmalar, ekolojist bilimcilerin alışık olmadığı ve de temkinli yaklaştığı 'Çevreci'! görüşlerdir. Birbirlerine göreceli olarak üstünlüğü / ayrıcalığı da savunulamaz.  Sistem içindeki karsılıklı etkileşim önemlidir.. 'Merkezcilik' yaklaşımı yerine 'Durumsallık' kavramının benimsenmesi daha uygundur. Durumsallıktan kasıt ise; 'İNSANIN' durumsallığıdır ki; Ekoloji ve / veya Ekolojist bilim paradigması, özü itibariyle 'insan durumsallığını' gözeten bir paradigmadır. Ancak, bu bağlamda üzerinde durulması gereken nokta şudur; 'İnsan' faktörü; bir zihinsel gelişim aşamasında, quantitaive (nicel) değişken olarak algılanmaz, qualitative (nitel) bir değişken olarak ele alınır: Dolayısıyla., 'ne kadar' sorusu temelsiz bir çıkış noktasıdır.

 'Çevreci zincirlerden' kurtulmuş bir ekolojist bilimcinin, gündeminde, 'Ne kadar İnsanmerkezlilik' sorusu yoktur.

Bir 'çevreci'! akademisyenin dediği gibi; İnsan (antropos), zincirin en zayıf halkası mı , yoksa en güçlü halkası mı olacak? sorusuna bir ekolojist bilimci aşağıdaki cevabı verir;

1.      Roman">En güçlü zincirin kuvveti; en zayıf halkası kadardır.

2.      Evin ('oikos') kapısına ,bağlantı noktasındaki kilidin işlevselliği de, en az zincirin sağlamlılığı  kadar önemlidir.

Dolayısıyla, bir düşünce akımını betimlerken , 'Sığ' ya da 'derin' gibi, sıfat eklerinden ziyade, insanın zihinsel gelişim aşamalarında ki, 'İnsan durumsallığını' sorgulamakta yarar vardır. Bir ekoloji ya da 'sistem', derinligi kadar 'sistem' dir. Günümüzdeki temel sorun ; 'pozitivist durumsallığındaki, insan' ile 'doğa durumundaki insan' arasındaki temel paradigma hesaplaşmasından kaynaklanmaktadır.

Aksi takdirde; 'Nasreddin hocanın' fıkrasında da anlatıldığı gibi, zincirlenmiş evin kapsındaki   kilit   açık bırakılırsa, yapacak bir şey de kalmaz.

Bu bağlamda ;  İçi; sağlam bir içerik (öz). ile doldurulmamış bir 'Ekoloji' savunuculuğu , biçimsel retorik bir söylem olarak , 'çevreci' düşüncenin kalıplarını zorlayamaz ve de farkında olmadan bir 'biçim' savunuculuğuna dönüşür. Sonuç olarak; 'Çevrebilim' adındaki çağdışı bir zihniyet, her zaman 'Ekoloji'ye eşitlenir. (indirgenir!)

'Ekolojizm', hem modernizm, hem de 'post modernliğin' panzehiridir. Artık günümüzde, 'çevrebilim', sözdebilim  yada 'makyajcı  bilim' olarak kabul görme  noktasındadır.

            Tüm , 'gerçek ekolojist bilimcilerin', gündemindeki tek amaç; bütünsellik (holistik) paradigmanın,'yöntem bilimsel' açıdan bilimsel altyapısını hazırlamaya yöneliktir.

          Bugünün  pozitivist   bilim anlayışı içinde  'sosyal olan' ve 'doğal olan'/doğaya   ait olan birbirinden koparılarak  farklı gerçeklikler   olarak   kavramsallaştırılmaktadır.

          Newtoncu bir   neo-klasik iktisat teorisi (çevre   ekonomisi)  ve  sosyal   bilim paradigmasının  törpülenmesi ,   ekolojist  plancıların  üzerinde hassasiyetle  durdukları önemli  konulardır.

            Unutulmamalıdır ki; 

Ekolojist dönüşüm ; İnsanın uzuvlarında değişiklik   yapıp, yeni bir 'yaratık'  ortaya  çıkartmayı amaçlayan   bir  fiktiv süreç olarak değil, sadece  zihinsel bir  devrimi   başlatan bir aşama/durumsallık  olarak algılanmalıdır.  Bugün ,'ne  kadar insan merkezlilik'  sorusunu  soran, yarın  'insanlık' kavramını da  teraziye koyup tartmaya kalkar. 

'Ne  kadar  insan merkezlilik?'  ve sonrasında  ise, 'İnsanmerkezlilik ,  ne kadara?'    sorusu ;   aslında  biz  ekolojistlere  bazı  ipuclarıda  vermekte. Bu ipucu  şudur;

Sırasıyla, a) 'Pozitivist'  + b) 'Neo-liberal', tınılar  içeren , parçalı bulutlu ve ifade sendromlu , bu    tür bir yaklaşımın, kozmozdaki  şirin tekrarı;  (ego-centrik)-'kendi merkezli'- ruh haline sahip akademisyenler , ve de değişmez hayat felsefeleridir.

Bu vesile ile;

Tüm Türkiye'nin , Dünya   ekoloji haftasını (pardon,'çevre' gününü) kutlarım.

 

 

TAHİR ÇALGÜNER   (ÖGRT.EL.)GAZİ   ÜNİVERSİTESİ

 

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Şu Sayfamız Çok Beğenildi
SÖZCÜKTE ANLAM