Servet-i Fünun Döneminin Siyasi Portresi

14 Ağustos 2013 tarihinde tarafından eklendi.

Dönemin Siyasal Portresi

Servet-i Fünûn edebiyatının anlaşılması için II. Abdülhamit döneminin çok iyi bilinmesi gerekir. II. Abdülhamît (1842 -1918), Osmanlı Devleti'nin 34. padişahıdır. II. Abdülhamit tahta çıktığında (1890), Osmanii Devleti büyük bir bunalım içindeydi.! Milliyetçi akımların etkisiyle Balkanlar'da i ayaklanmalar birbirini izliyordu. Yurt içinde meşrutiyet yanlısı görüşler güçleniyordu. Abdülhamit tahta çıkar çıkmaz, 23 Aralık 1876'da, Osmanlı'nın ilk anayasası olan Kanun-ı Esasi'yi ilan etti. Meclis-i Meb'ûsân ve Ayan Meclisi üyelerinden oluşan ilk Meclis, 19 Mart 1877'de açıldı. Böylece I. Meşrutiyet dönemi başladı.

Anayasa ilan edildikten kısa bir süre sonra 1877-1878 Osmanlı – Rus Savaşı başladı. Osmanlı Devleti bu savaşta yenildi. Ülkede bu sonucun sorumluları arandı. Mebuslar Meclisinde hükümet ağır eleştiriler aldı. Abdülhamit, durumdan rahatsızdı.

Kanun-i Esasi'nin 113. maddesiyle kendisine tanınan "istediği kişiyi sürgüne gönderme yetkisi"ni kullanarak, daha Meclis toplanmadan Sadrazam Mithat Paşa'yı sürgüne yolladı. Yenilgilerin sorumlusu olarak gördüğü Meclisi süresiz olarak kapattı. Mart 1877'de açılan Meclis-i Meb'ûsân'ın Şubat 1878'de kapatılmasıyla I. Meşrutiyet dönemine son verilmiş, "mutlakiyet" idaresine dönülmüştü.

Bu arada Fransız İhtilali'nden sonra bütün dünyayı saran "hürriyet, milliyet ve istiklal" akımlarının, özellikle Batılı büyük devletlerin çabalarıyla hızla gelişmesi, Osmanlı'yı bunaltıyordu. II. Abdülhamit, "özgürlükleri kısıtladığı" gerekçesiyle ciddi şekilde eleştiriliyordu. Onun yönetim tarzı, gençler üzerinde "ruhsa! bunalımlar" yaratmıştı. Bu gençler, böyle bir yönetim altında hiçbir gelişme sağlanamayacağını savunuyorlardı. Gençler, diğer aydınlarla buluşup gizli dernekler kuruyor ve mücadelelerini yasadışı olarak yürütmeye çalışıyorlardı. Bu aydınlara da 'Jön Türkler" (Genç Türkler) deniyordu.

Bu dönemde II. Abdülhamit, yönetimde Babıali'nin (Topkapı Sarayı merkezli bürokrasi) etkisini tamamıyla ortadan kaldırıp, Yıldız Sarayı'nda oluşturduğu yeni yönetim ekibini hâkim duruma getirmiş, mutlak bir disiplin mekanizması kurmuştu. Aydınlar istanbul'dan uzaklaştırılırken; kitaplar, gazeteler, dergiler sansürden geçiriliyor, özgürlük konusuna yoğunlaşanlar her türlü baskı ve yıldırma hareketine maruz kalıyordu.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Şu Sayfamız Çok Beğenildi
KANITLAYICI METİN