Vatan Yahut Silistre

14 Ağustos 2013 tarihinde tarafından eklendi.

VATAN YAHUT SİLİSTRE'DEN Oyunun özeti

İslâm Bey, vatan sevgisi ile dolu yiğit ve gözü pek bir gençtir. Silistre'nin savunulması için gönüllülerin öncülüğünü yapmaktadır. Bu vatan tutkusu yanında Zekiye adlı bir de sevgilisi vardır. Cepheye kgiderken: "Beniseven arkamdan gelsin!" der. Zekiye, erkek kılığına girerek İslâm Bey'in ardından cepheye gider. Silistre'de büyük çarpışmalar olmaktadır. İslâm Bey cephede, Zekiye cephe gerisinde kahramanca savaşırlar. Düşman cephaneliğinin imha edilmesi hareketine o da katılır. Orada yaralanan İslâm Bey'in durumu karşısında duygularını gizleyemez ve gerçek kimliği ortaya çıkar. İki sevgili hem başarının hem de birlikte olmanın mutluluğu içindeyken buna Zekiye'nin öldü diye bildiği babasının Albay Sıtkı Bey olduğunun anlaşılması eklenir. Düşman bu amansız savaştan geri kaçarken İslâm Bey, Zekiye ve Albay Sıtkı Bey birbirlerini tanıma ve kavuşmanın mutluluğu içindedir.

Oyundan bir bölüm

DÖRDÜNCÜ MECLİS  Sıdkı Bey,— İslâm Bey, Zekiye –

Sıdkı Bey: (İslâm Bey'in önünü alarak) — Sen biraz dursana! Böyle hücumlara onlar da kâfidir. Bilir misin ki kale gerçekten muhataradadır. Ne imdat gelir, ne zahire (erzak) var, ne para var, ne zabit kaldı. Allah bilir; ama devlet bu kaleyi gözden çıkarmış.

İslâm Bey: — Bey, o nasıl lâkırdı! Hiç devlet kalesini gözden çıkarır mı? Serdâr ne yapsın? Düşman çok, asker az. Onlar

yoktur. 0 zamana kadar, Karagöz perdesinde birer hayal olarak yaşayan ve yabancı seslerle konuşan ve belirli kalıplar içinde kalan insanlar Şair Evlenmesi ile normal ölçü, ses ve davranışlara kavuşturulmuştur. Eserin bir diğer özelliği de kişi adlarının kendi kimliklerine uygun olmasıdır.

Şinasi bu komedi ile görücü usulüyle yapılan evliliğin sakıncalarını anlatmaktadır. Bu konu başka sanatçılar tarafından da işlenmiştir. Batılı tutum ve davranışlara sahip olan Şair Müştak Bey, sevdiği Kumru Hanım'la, yani istediği kızla değil de evin büyük ve çirkin kızı ile evlendirilmiştir.

Eserdeki konu, eserin yazıldığı döneme göre oldukça güncel, yerel ve gerçektir. Toplumsal gerçeklen yansıtmaktadır. Halktan seçilmiş kişiler, halkın diliyle konuşturularak topluma ait töresel bir uygulamanın ortaya çıkardığı yanlışlıklar gösterilerek bu geleneğin eleştirisi yapılmıştır.

Konu ve kişi bakımından yerli olan eser, teknik bakımdan Batılıdır.

Kişilerin geleneksel Türk tiyatrosundaki kişilerle benzer yönleri vardır. Birbirini seven Müştak ile Kumru'ya geleneksel tiyatromuzun Çelebi ve Zennesi gözü ile bakılabilir. Özellikle Müştak, yaşadığı aşk, şaşkınlık ve çaresizlikle iyi çizilmiş bir Çelebi örneğidir. Aynı zamanda Hikmet'le aralarındaki ilişki farklılıklar taşımasına karşın tipik bir Hacivat- Karagöz ilişkisini andırmaktadır. Hikmet, uyanık tavrıyla durumdan ders çıkarıp nasihat vermeye kalkan Hacivat'ı anımsatırken Müştak, Karagöz'e benzer bir kişilik sergiliyor.

Karagöz ve Ortaoyunu özelliği taşıyan konuşma örgüsünün yaratılmasında büyük paya sahip iki oyun kişisi Batak Ese ve Atak Köse'nin konuşmaları, Karagöz oyunlarının Kayserili, Kastamonulu, Laz vs. tiplerini andırmaktadır. Mahalle halkından sayılan bu kişilerin durum ve davranışları da Karagöz oyunlarının mahallelisinden farklı değildir.

Eserde birçok yanlışlık dile getirilmiştir. Aydın biri olan Müştak Bey, görücü usulü ile evleniyor. Bir başka aydın kişi olan Hikmet Bey, ortaya çıkan yanlışlığı düzeltmek için rüşvet vererek bir başka yanlışa giriyor.

Birer aydın olarak içinde bulundukları bozuk düzeni değiştirmek yerine, o düzenin bir parçası olmaları, aldıkları eğitimin yetersizliğini gösteriyor. Bunlar da o dönemin sosyal yaşamının gerçeklerine uymaktadır.

Edebiyatımıza tiyatro alanında bir yenilik getirmek isteyen Şinasi, Şair Evlenmesi ile tiyatro türünde bir örnek ortaya koyarak eski ile yeni, Doğu ile Batı arasında bir köprü kurmuştur. Şinasi'nin bu eseriyle toplumdaki görmeden evlenmeyi eleştirmekle birlikte tiyatro alanında Doğu ile Batı arasında bir köprüyü kurmayı amaçlamıştır.

Şair Evlenmesi, gerek kişileri gerekse mekânı (bir ev) bakımından sahnelenmeye uygun bir komedidir.

Şinasi'nin toplumsal bir sorun olarak gördüğü ve eleştirdiği görücü usulü evlilik olayını ve bunun ortaya çıkardığı çarpıklıkları Tanzimatın diğer sanatçıları da eleştirmiş ve zamanla eleştirilen görücü usulü ile evlilik toplumda görülmez olmuştur. Şinasi, "toplum için sanat" anlayışında eser verdiğinden Şair Evlenmesi'nde vermeyi amaçladığı mesajını topluma ulaştırmıştır.

Yazar savunduğu sade dili Şair Evlenmesi'nde başarıyla uygulamış, günlük yaşamdan seçtiği kişileri kendi dilleri ile konuşturmuş, halkı eğitirken halkın anlayacağı dili kullanmıştır. Bu o gün için büyük bir yeniliktir; çünkü o döneme kadar edebî eserlerde ağır bir dil kullanılagelmiştir.
Namık Kemal, eski gücünden uzak olsa da vatanın İsiam Bey, Zekiye, Abdullah Çavuş, Sıdkı Bey gibi kişilere sahip olduğunu vurgulamak istemiştir. Zorda kalınca kaleyi teslim etme düşüncesinde olan kaymakam tiplemesi ile de korkak ülke yöneticilerini eleştirmiş, bu tür kişilerin "casus" olabileceğini bile ileri sürmüştür. Bu tiplemelerle halka kaymakamın değil İslam Bey ve Abdullah Çavuş gibi cesur vatanseverlerin yanında yer almaları gerektikleri mesajlarını vermiştir.

Toplumun içinden kişilerle (Zekiye, Abdullah Çavuş) halka yakın yöneticilerin ve aydınların (Sıdkı Bey, İslam Bey) karakteri-ze edildiği Vatan yahut Silistre'de halkın anlayacağı sade bir dil kullanılmıştır. Bu yönüyle Vatan yahut Silistre'deki sahne dili, halk dilinden uzak değildir. Namık Kemal, "toplumcu" bir anlayışla eser vermiştir.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Şu Sayfamız Çok Beğenildi
TANZİMAT EDEBİYATINDA MENSUR ESERLER