EŞ DUYUMSAL GELİŞİM

14 Ağustos 2013 tarihinde tarafından eklendi.

Eş duyumsal Gelişim

Eş duyum (empati), başak kişilerin ne duyduklarını ve ne yaptıklarını,onların açısından anlamak,onların kişisel dünyalarına girmek ve bu dünyalarını,onlara göründüğü biçimde duyumsamaktır.
Bir kişinin başka bir kişi ile eş duyuma girebilmesi,kendini,o kişi imiş gibi tasarlayabilmesine bağlıdır. Eş duyum sağlamada bu “gibi” koşulu,hiçbir zaman savsaklanmamalıdır. Çünkü kişi,eş duyumu gerçekleştirdiği sırada kendini iç göre kazanırken,karşıdakiyle özdeşleşmekten,onun sorunlarını kendi sorunu durumuna getirmekten de sakınmakta;kendi kimliğini ve bağımsızlığını karıştırmadan,karşısındakini anlamaktadır.
Kişi,toplumsal uyumunu büyük ölçüde,eş duyumla sağlıyor. Eş duyuma dayalı toplumsal etkileşimde kişiler,birbirleri içim anlamlı duruma geliyor. Bu nedenle eş duyum; “toplumsal algı”, “toplumsal duyarlılık” sözcükleriyle de karşılanmaktadır. Öğretmenlikte,rehberlik ve psikolojik danışma uzmanlığında ruhsal sağatımla ilgili iş ve meslek seçiminde bu yetenek,mutlaka aranmalıdır.
Başka kişilerin doğrudan gözlemleyemediğimiz iç yaşayışlarını, düşünce ve duygularını,çıkarsama,rol oynama ve duygu yayılması yoluyla anladığımız ileri sürülmektedir. (Ünal,1973)
Çıkarsama kuramına göre,bedensel anlatımlarımız,iç yaşamımızın birer işretidir. Kendi iç dünyamızı dışa vuran bedensel belirtileri başka kişilerde gördüğümüz zaman,bunlara bakarak,o kişilerin ruhsal durumlarına ilişkin yargılara varmaktayız. Örneğin,öfkelendiğimizde, kaşlarımızı çattığımızı,bağırıp çağırdığımızı,elimizi masaya vurduğumuzu;sevindiğimizde,bunu yüz çizgilerimizle yansıttığımızı,geçmiş yaşantılarımızdan biliyorsak,başkalarına gördüğümüz aynı belirtileri,bu doğrultuda yorumlarız. Yani,karşımızdakinin bize kapalı olan ruhsal (iç) yaşantılarını, kendi yaşantılarımıza göre yorumlamaktayız. Ne var ki kişiler ve kültürler arasında var olan pek çok ayrılıklar, böyle bir genellemenin,her zaman doğru olamayacağını göstermektedir.
Rol oynama, ya da rol alma,kuramcılarına göre,başka kişileri taklit ederek ya da kendimizi onların yerine koyarak,onların görüş açılarını kavrayabilir,onlardan beklenebilecek davranışları kestirebiliriz. Çocuklukta bedensel olarak oynanan roller,çocuk olgunlaştıkça karmaşıklaşmakta ve bilişsel olarak da oynamaya başlanmaktadır. Bu davranış,giderek simgesel bir nitelik kazanmaktadır. Oynanan rollerin sayısı arttıkça,genelleştirmelere çocuk,başkalarının kendisini nasıl gördüğüne,kendisine nasıl davrandığına ilişkin genel kavramlara ulaşmaktadır.
Çıkarsama ve rol oynama kuramlarını birleştirici bir yaklaşıma göre de kişi rol yoluyla,benliğini oluşumunu ve güçlenmesini sağlamaktadır. Sonra, buna dayanarak,çıkarsamada bulunmaktadır. Çıkarsamanın yetersiz kaldığı durumlarda ise, ya yeniden etkinliğine girişilmekte ya da gerçek bozulmaktadır.
Eş duyumu,duygu yayılması olarak görenlerden sullivan göre,çocuk ile ona bakan kimse arasında bir tür duygu geçişi ya da duygu kalıtımı anlamında duygusal bir bağ oluşmaktadır. Bu anlamdaki eş duyum, çocuk ile ona bakan yetişkin arasında bir iletişim sağlamaktadır. Sullivan,eş duyum en çok,çocuğun 6.ayı ile 27.ayı arasında önem taşıdığını ileri sürmüştür.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Şu Sayfamız Çok Beğenildi
TANZİMAT EDEBİYATINDA TİYATRO