halk

13 Ağustos 2013 tarihinde tarafından eklendi.

Halk   
 
 
      Selçuklu Devletleri'nde siyasî ve askerî yönden hâkimiyeti ellerinde tutan Türkler sosyal hayatta da üstün durumda idiler. Saray teşkilâtı kadroları ile askerî sınıf mensupları Türkler'den oluşmaktaydı. Hükümet teşkilâtında İranlılar hâkim olup, devlet memuriyetleri umumiyetle irsî idi.

      Şehirlerde büyük nufûz sâhibi aileler vardı. Aydın zümreyi din adamları ve tarikat şeyhleri temsil etmekte olup, bunlar halk üzerinde nufûz sahibi idiler. Bu zümreye âlimler ve tabibleri de dahil edebiliriz. Tüccârlar, sanatkârlar ve küçük zanaat erbabı şehir ve kasabalarda yaşamaktadırlar. Çeşitli esnaf ve zanaat erbabı ayrı ayrı loncalar meydana getirmişlerdi.

      Büyük şehirlerdeki ayak takımı da "ayyâr" veya "evbaş" denilen grupları oluşturmaktaydılar. Köylerde ise dihkanlar, toprak sâhibleri ve köylüler yaşamakta ve ziraatla meşgul olmaktaydılar. Nihayet dilenciler ve divâneler cemiyetin öteki tabakalarını teşkil etmekteydiler.

      Türkiye Selçukluları'nda "Halk", şehir ve köylerde yaşayanlar olmak üzere iki grubda mütalaa edilmektedir. Şehirlerde Anadolu nüfusunu meydana getiren çeşitli topluluklar oturuyordu. Nitekim şehir topluluğu;

       1- Hükümet mensupları (memurlar),
       2- A'yan,
       3- İlim erbâbı,
       4- Fütüvvet=âhilik teşkilâtı gibi dört kademeden oluşmaktaydı. Bunlardan fütüvvet teşkilâtı, esnafın kendi aralarında birleşerek kurdukları dinî-iktisâdî bir tarikat olup, çeşitli zanaat şubeleri, söz gelişi; kuyumcular, fırıncılar, ayakkabıcılar, dericiler ve diğerleri birer esnaf loncalarına sahibdiler. Şehir halkı olarak belirttiğimiz sosyal gruplar içinde ise, âyan denilen ileri gelenler ile, hükümet nezdinde halkı temsil eden "igdişler" ve muhtemelen tüccârlar da yeralmakta idi.

        Etnik bakımdan Türkmen menşe'li olan Türk köylüsü "göçebe" olup hayvancılık ile uğraşmakta, yerleşik olanlar ise ziraatçi idiler. Köy topluluğu aşiret teşkilâtını muhafaza ediyorsa, başlarında idareci olarak "bey" bulunmakta idi. Yerleşik ziraatçi köylülerin başında ise bir köy kethüdâsı (dihkan) vardı. Türkler'in Anadolu'ya yerleştikleri ilk devirlerde hıristiyan çiftciler himâye edilmiş, hattâ işgâl edilen öteki bölgelerden yerli çiftciler hükümdarlar tarafından kendi bölgelerine naklettirilmişlerdi.

        Anadolu Selçukluları Anadolu'da yaşayan gayr-i müslim topluluklara, müslümân halka kesin bir zarar vermedikleri sürece, bütün geleneklerine karşı hoşgörü ile davranmışlardı. Rum olmayan hristiyanlar artık Bizans kilisesinin sıkıcı başkısından kurtulmaları sebebiyle, genellikle, Türkler'in hâkimiyeti altında yaşamaktan memnundular. Nitekim bu topluluklara mensup Süryanî Mikhail gibi din adamı ve tarihçiler Selçuklu sultanlarının hoşgörülerinden övgü ile söz etmişlerdi.

 

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Şu Sayfamız Çok Beğenildi
Dil